Vakıflar Yasası’na tepkiler sürüyor

Vakıflar Yasası’na tepkiler sürüyor


22 şubat 2008

Vakıflar Yasası Anayasa Mahkemesi Yolunda Tartışmalı Vakıflar Yasası'nın vetolu maddeleri Meclis Genel Kurulu'nda kabul edilirken, CHP de Anayasa Mahkemesi'ne başvurmayı gündemine aldı. CHP Genel Başkan Yardımcısı Onur Öymen, yasayı Anayasa Mahkemesi'ne götürmeyi değerlendirmeye aldıklarını belirterek, yasanın Lozan Anlaşması'na aykırı olduğunu söyledi. Öymen, "Yapılan iş, bir yasayla bir antlaşmanın kapsamını değiştirme operasyonudur" dedi.

MHP-CHP ittifakı

TBMM’de görüşmeleri devam eden 5555 sayılı Vakıflar Yasası Tasarısı’nın kalan iki maddesi yarın görüşüldükten sonra oylamasına geçilecek. Tasarıya MHP Meclis’te direnirken, CHP tasarının Meclis’te kabul edilmesinin ardından Anayasa Mahkemesi’ne başvuracak. CHP Genel Başkan Yardımcısı Onur Öymen, Lozan Antlaşması’nı hiçe sayan bu girişime partisinin sessiz kalamayacağını söyledi.

CHP, LOZAN’I DELEN YASAYI ANAYASA MAHKEMESİ’NE GÖTÜRECEK
Vakıf ittifakı tamam
Vakıflar Yasası’na sert tepki gösteren MHP’ye CHP’den destek geldi. AKP’nin girişimini Lozan’ın hiçe sayılması olarak değerlendiren Öymen, “Partimizin buna sessiz kalması mümkün değil” dedi

TBMM’de görüşmeleri devam eden 5555 sayılı Vakıflar Kanunu tasarısının kalan iki maddesi yarın görüşüldükten sonra yasanın oylamasına geçilecek. CHP ise kanunun Meclis’te kabul edilmesinin hemen ardından Anayasa Mahkemesi’ne başvuracak. Kanun tasarısının her maddesinin Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne ayrı bir yükümlülük getirdiğini belirten CHP Genel Başkan Yardımcısı Onur Öymen, “Hükümet dış baskılara dayanamıyor ve devletin aleyhine olan bu yasayı çıkarmaya çalışıyor. Diğer taraftan, yabancı ülkelerin aşırı dinci vakıflar kurarak Türkiye’de faaliyet göstermesinin yolunu açıyor. Partimizin buna sessiz kalması mümkün değil” diye konuştu.

Tam bir skandal
Kanun tasarısının her maddesinin Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne ayrı bir yükümlülük getirdiğini belirten Öymen, “Lozan Antlaşması’nı hiçe sayan bu tasarının Meclis’ten geçmesi durumunda çok ciddi bir çalışma içine gireceğiz” dedi. Tasarının Lozan’da geçen mütekabiliyet hususunu tamamen görmezden gelerek hazırlandığına da dikkat çeken CHP’li Öymen, Meclis’te oylanacak 41. maddenin tam bir skandal olduğunu söyledi. Öymen, “Yunanistan’da Türk vakıflarının temsilcileri, bırakın vakıf meclisine katılmayı, kendi vakıflarının yönetimini bile ele alamıyorlar. Bu kadar adaletsizlik varken, vakıf müessesesinde mütekabiliyet aranmaması Lozan’ın hiçe sayılmasıdır. Çünkü, mütekabiliyet (karşılıklılık) ilkesi, Lozan’ı, Sevr’den ayıran en önemli unsurdur” dedi.

Aleyhimize...
Onur Öymen, yasa tasarısıyla yabancılara verilen vakıf kurma hakkının, yurt dışında yaşayan Türk vatandaşlara tanınmadığını belirterek “Hükümet dış baskılara dayanamıyor ve devletin aleyhine olan bu yasayı çıkarmaya çalışıyor. Diğer taraftan, yabancı ülkelerin aşırı dinci vakıflar kurarak Türkiye’de faaliyet göstermesinin yolunu açıyor” diye konuştu. Azınlık vakıflarının, Türkiye aleyhine AİHM’de açtığı davalarda da, yetkili makamlar tarafından “bilinçli olarak” savunma yapılmadığını savunan Öymen, “Bazı konularda, AKP Hükümeti’nin Türkiye aleyhine açılan davaları kaybetmek istediği ortada. AİHM’nin türban konusunda verdiği karar buna bir örnek. Sanki, Başbakan Erdoğan, Türkiye’nin özellikle bu tür davalarda yenilmesini istiyor gibi görünüyor. Fener Rum Erkek Lisesi’nin AİHM’deki davasında da aynı şey söz konusu olabilir” yorumunu yaptı.

Yasanın hedefi yeni Bizans
Fener Rum Kilisesi’nin son 25 yıldan bu yana çevresindeki taşınmazları, “özel kişiler” adına yüksek bedellerle satın aldığını söyleyen Ulusal Güç Birliği Kuvayı Milliye Platformu Başkanı Prof. Dr. Anıl Çeçen, “ Vakıflar Yasa çıktıktan sonra, tüm mülkler Kiliseye geçecek ve Türkiye’de sınırları geniş bir Hıristiyan din devleti kurulmuş olacak” dedi. TBMM Genel Kurulu’nda ele alınan Vakıflar Yasa Tasarısı’nın Türkiye Cumhuriyeti’ne vereceği zararları tazmin etmenin tek yolunun “kısasa kısas” formülü olduğuna dikkat çeken Çeçen, “Hükümet, yurt dışındaki Türk ve Osmanlı vakıflarına ait gayrimenkulleri bu ülkelerden talep edeceğini açıklasın” dedi. Çeçen şöyle devam etti: “AB’nin her isteğini emir telakki eden AKP, Türkiye Cumhuriyeti’ni, BOP ve Büyük İsrail Projeleri ile burun buruna getirdi. Bunun en son örneği Vakıflar Yasası. Ulusun güvenliğini tehdit eden yasalar devreye sokuluyor.Vakıflar yasa tasarısı Türkiye’nin sonunu getirecektir.Fener Rum Kilisesi, İstanbul merkezli Vatikan için düğmeye basacak. Bu yasanın hedefi, yeni Bizans projesini hayata geçirmektir”

Haber : Selda Öztürk KAY

Vakıflar Yasası’na tepkiler sürüyor

Kamu-Sen: Vakıflar yasası iade edilmeli
22 Şubat 2008 12:05


– Kamu-Sen Genel Başkanı Bircan Akyıldız, Cumhurbaşkanlığı'na gönderilen Vakıflar Yasası ile ilgili Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'e mektup yazarak, yasanın iade edilmesini istedi.

Kamu-Sen Genel Başkanı Bircan Akyıldız, TBMM Genel Kurulu'nda kabul edilen ve Cumhurbaşkanlığı'na gönderilen Vakıflar Yasası ile ilgili Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'e mektup göndererek, Vakıflar Yasası'nın iade edilmesi gerektiğini belirtti. Mektupta, Vakıflar Kanunu Tasarısı'nın TBMM'nin 20 Şubat'taki toplantısında oylanarak kabul edildiği ve yayımlanmak üzere Cumhurbaşkanlığı'na gönderildiği anımsatılarak, TBMM tarafından kabul edilen Vakıflar Kanun'un 10. Cumhurbaşkanı tarafından veto edildiği dönemde ve sonrasında da kamuoyunda büyük tartışmalara neden olduğu belirtildi.

Vakıflar Kanun'unun Türkiye'nin birliği ve halkın esenliğine zarar verecek hükümler içermesi nedeniyle kanunu endişe ile karşıladıkları ifade edilen açıklamada, yasanın bu haliyle kabulüne karşı oldukları vurgulandı. Yayımlanmak üzere Cumhurbaşkanlığı'na gönderilen Vakıflar Kanunu ile Türkiye'nin kuruluş belgesi olan Lozan Anlaşması hükümlerine aykırı düzenlemeler yapıldığın altı çizilen mektuba şöyle devam edildi:

“1935 tarihli ve 2762 sayılı Vakıflar Kanunu ile getirilen temel esaslar ile cemaat vakıflarına ilişkin verilen 1974 tarihli Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararı göz ardı edilmektedir. Toplumsal ihtiyaçlarımızdan kaynaklanmayan bu yasa ile Türkiye'nin üniter yapısı tehlikeye düşürüleceği gibi Türk milletinin tarih sayfasına gömdüğü oluşumlar tekrar gündeme getirilecektir. Bu taleplerin de ardı arkası kesilmeyecektir. Vakıflar Kanunu hakkında gerekli değerlendirmenin yüksek makamınızca yapılacağı inancındayım.”
  
Vakıflar Yasası’na tepkiler sürüyor

Vakıflar Yasası’na Tepkiler Dinmiyor

TBMM’de görüşülen Vakıflar Yasası’nda yapılmak istenen değişiklikle yabancıların mülk edinmesinin, vakıfların eski yerleri geri almasına imkan tanıyacak tasarıya tepkiler sürüyor.
Kamu-Sen İl Temsilcisi Süleyman Pekin, bu konuyla ilgili bir kez daha dikkat çekti, PTT önünde açıklama yapıp yasanın geri çekilmesini istedi.
İzmit Postanesi önünde gerçekleştirilen eyleme Kamu-Sen İl Temsilcisi Süleyman Pekin ile birlikte Türk Büro-Sen Kocaeli Şubesi Başkanı Mehmet Aydın, İzmit Türk Ocağı Başkanı Süleyman Seyhan, Kamu-Sen’e bağlı sendikaların yöneticileri ile çok sayıda vatandaş katıldı.

ÇOĞU İSTANBUL’DA

Pekin, TBMM’de görüşülen Vakıflar kanunu mevcut haliyle çıkarılması gerektiğini vurgulayarak açıklamasını gerçekleştirdi. Pekin, “Bu kanunun ilk 27 maddesinde iki temel yaklaşım göze çarpmaktadır. Medeni Kanunun kabulünden önceki vakıflarla Medeni Kanun’a göre kurulmuş vakıflar aynı statüde düzenlenmiştir. Statüsü eşitlenen bu vakıfların yurt içi ve yurt dışında sınırsız bir örgütlenme, faaliyet ve bağış alma özgürlüğüne sahip kılınmasıdır. Görüldüğü gibi bu kanunun en temel yanlışı, eski ve yeni vakıfların aynı kanunla ve aynı statüde düzenlenmesidir. Vakıflar Kanunu Tasarısı, 2002’den itibaren AB, 2004 ‘en itibaren de ABD’nin ısrarlı talepleri üzerine hazırlanmıştır. Yasa daha önce AB’ye uyum için iki kez değiştirilmiş ve Azınlık Vakıfları’na mal-mülk edinme hakkı verilmiştir. Bunun sonucunda Azınlık Vakıfları’nın kendilerine ait olduğunu öne sürdükleri taşınmaz mülkler, idari bir kararla iade edilmiştir. Buna göre AB ve Fener Rum Patriği Bartholomeos 2500’ün üstünde mülkün iadesini istemektedirler. İadesi istenilen ve olmazsa olmaz denilen, üçüncü şahısların elinde bulunan 297 gayrimenkulün hemen hemen hepsi İstanbul surlarının içinde bulunmaktadır” dedi.
Pekin, Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün bu günkü hesaplarına göre, Azınlık Vakıflarına iade edilecek mülklerin değerinin milyarlarca YTL olduğunu dile getirdi. Pekin, “Vakıflar Genel Müdürlüğü, Türkiye’de Rum Ortodoks, Ermeni ve Yahudi vakıfları başta olmak üzere toplam 161 Azınlık Vakfı tanımaktadır. 161 vakfın tanınması ve yapılan yasal düzenlemeler sonucu şu ana kadar 364 mülk iade edilmiştir. Tasarıda vakıflara herhangi bir ayrım yapmadan sınırsız şube açma imkânı tanınmaktadır. Tasarıyla yabancılara ülkemizde vakıf kurma hakkı tanınmaktadır” diye konuştu. Kamu-Sen İl Başkanı Süleyman Pekin, ecdat yadigarı vakıfların hiçbir şekilde başkalaştırılmasına razı olmadıklarını kamuoyuna duyurdu.
 -------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
VAKIFLAR KANUNU BU HALİYLE ÇIKARILMAMALI
Protesto, kınama, telin
Duyarlı tüm sivil toplum kuruluşları gibi eğitim çalışanlarının en büyük temsilcisi Türk Eğitim-Sen olarak milletvekillerimize çağrıda bulunuyoruz: TBMM’de görüşülen Vakıflar kanunu mevcut haliyle çıkarılmamalıdır. Aksi durum hem ülkemiz için bir güvenlik sorunu oluşturacak hem de toplumumuzdaki sosyal barışı olumsuz yönde etkileyecektir.

Vakıflara ait yeni düzenlemeler getiren 5555 sayılı Vakıflar Kanunu mevcut iktidar tarafından daha önce çıkarılmaya çalışılmış ancak bu yasanın 5, 11, 12, 14, 16, 25, 26, 41 ve 68. maddeleri 10. Cumhurbaşkanı tarafından Anayasa’nın 89. ve 104. maddeleri gereği tekrar görüşülmek üzere geri gönderilmişti. Aynı Kanun Taslağı iktidar tarafından ‘bulanık suda balık avlarcasına’ tekrar TBMM gündemine taşınmıştır. Bu Kanun genel olarak hem Vakıf Kanunu’nu hem de Vakıflar Genel Müdürlüğünün görev ve hizmetlerini düzenlemektedir. İlk 27 maddesi vakıfları, diğerleri ise Vakıflar Genel Müdürlüğünü ilgilendirmektedir.

Bu kanunun ilk 27 maddesinde iki temel yaklaşım göze çarpmaktadır.
1- Medeni Kanunun kabulünden önceki vakıflarla Medeni Kanun’a göre kurulmuş vakıflar aynı statüde düzenlenmiştir,
2- Statüsü eşitlenen bu vakıfların yurt içi ve yurt dışında sınırsız bir örgütlenme, faaliyet ve bağış alma özgürlüğüne sahip kılınmasıdır.

• Görüldüğü gibi bu kanunun en temel yanlışı, eski ve yeni vakıfların aynı kanunla ve aynı statüde düzenlenmesidir.
• Vakıflar Kanunu Tasarısı, 2002 den itibaren AB, 2004 den itibaren de ABD’nin ısrarlı talepleri üzerine hazırlanmıştır. Yasa daha önce AB’ye uyum için iki kez değiştirilmiş ve Azınlık Vakıfları’na mal-mülk edinme hakkı verilmiştir. Bunun sonucunda Azınlık Vakıfları’nın kendilerine ait olduğunu öne sürdükleri taşınmaz mülkler, idari bir kararla iade edilmiştir.
• Buna göre AB ve Fener Rum Patriği Bartholomeos 2500’ün üstünde mülkün iadesini istemektedirler.
• İadesi istenilen ve olmazsa olmaz denilen, üçüncü şahısların elinde bulunan 297 gayrimenkulün hemen hemen hepsi İstanbul surlarının içinde bulunmaktadır.
• Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün bu günkü hesaplarına göre, Azınlık Vakıflarına iade edilecek mülklerin değeri 150 trilyon YTL’dir.
• Vakıflar Genel Müdürlüğü, Türkiye’de Rum Ortodoks, Ermeni ve Yahudi vakıfları başta olmak üzere toplam 161 Azınlık Vakfı tanımaktadır. 161 vakfın tanınması ve yapılan yasal düzenlemeler sonucu şu ana kadar 364 mülk iade edilmiştir.
• Tasarının amaç ve kapsamını düzenleyen ilk iki maddesi, hukuki bünyeleri birbirinden tamamen farklı eski ve yeni vakıfları aynı statü içerisine dâhil etmektedir.
• Tasarıya göre; Vakıf kurmada sermaye sınırlaması, malları edinme amaçlarının belirtilmesi şartı kaldırılıp, bunların başka amaçlarla kullanılabilmesi ve vakıflar arasında mal değişimine imkân verilmektedir.
• Tasarıyla, yabancılar vakıflarda görev alabilecek, uluslararası kuruluş ve vakıflardan yardım alınıp verilebilecek ve şirket kurulabilecektir.
• Vakıfların malları haczedilemeyecek ve kamulaştırılamayacak, yöneticileri sadece mahkemelerce görevden alınabilecektir.
• Vakıflar yabancı kuruluşlardan yardım alabilecektir. Türk kuruluşu sayıldıkları için sınırsız mülk edinebileceklerdir.
• Tasarıda vakıflara herhangi bir ayrım yapmadan sınırsız şube açma imkânı tanınmaktadır.
• Tasarıyla yabancılara ülkemizde vakıf kurma hakkı tanınmaktadır.

Bu kanunla yabancılara vakıf kurma ve yönetme yetkisi yasal dayanağa kavuşturulurken, öbür taraftan şube adı altında dernekler gibi sınırsız şube-temsilcilik açma imkânı sağlanması, Türkiye’yi tam bir “din savaşları alanı” haline getirecek, bunun denetim altında tutulması da mümkün olmayacaktır.

Vakıfların sınırsız ve denetimsiz bağış toplayabilmeleri, ticaret yapmaları yurt dışından Türk vatandaşı olmayanların yöneticilik yapmaları, Cemaat Vakıfları’nın Vakıf Meclisi’nde temsil edilmeleri gibi hususlar Türkiye’yi ileride sıkıntıya sokacaktır. İkinci maddede öngörülen mütekabiliyet ilkesinin uygulanması da fiiliyatta mümkün değildir.

Bireysel farklılıklarına hatta ilgisizliklerine aldırmaksızın, önce Cemaat Vakıfları’nı, özel hukuk tüzel kişiliği paydasında Türk Medeni Kanununa tabi vakıflarda eşitleyen, ayrıca yabancıların Türkiye’de vakıf kurmalarını dayanağa kavuşturduktan sonra, hiçbir sınırlamaya tabi olmaksızın, vakıfların yurt içi ve yurt dışı bağış alabilmelerine ve örgütlenebilmelerine imkân sağlayan bu yasa Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni Lozan’da üstlendiklerinin ötesinde yükümlülükler altına sokmaktadır.

Ayrıca bu uygulama Cemaat Vakıfları’nın Türk hukukundaki istisnailik özelliğini ortadan kaldırmakta, Lozan Anlaşması’ndaki sınırlamayı anlamsızlaştırmaktadır. Bu vakıflar, Türk Hukukundaki meşruiyetlerini de zaten Lozan Anlaşmasından aldıkları için, Müslüman cemaatlere vakıf kurdurulmadığı her türlü hukuki çözümde eşitlik ilkesi ihlal edilmiş olur.

Kanun taslağının şube veya temsilcilik adı altında birimler açmasını sadece beyana bağlaması, vakıfların, şube veya temsilcilik adı altında ülke çapında örgütlenmeleri konusunda denetim mekanizmasının tamamen devre dışı bırakılması, zararlı vakıfların kurulmasına ve kamu düzeninin ciddi şekilde bozulmasına yol açacaktır. Vakıfların şube açmasının sınırsız olarak yasal dayanağa kavuşturulması ve aynı zamanda yabancıların da Türkiye’de vakıf kurabilmelerinin yine bu kanunla yasal dayanağa kavuşturulması göz önüne alındığında, gerek siyasi ve ideolojik gerekse dini örgütlenmeler (tarikat yahut misyonerlik örgütü şeklinde) vakıf tüzel kişiliğini hoyratça kullanacaklar, vakıf kurumu aracılığıyla Türkiye tam bir ideoloji ve dinler mücadelesi alanına dönüşecektir.

Bu tasarı ile vakıfların yurt dışı örgütlenme ve faaliyetlerine, mutlak ve sınırsız bir serbestiyet getirilmektedir. Buna göre Türkiye’de kurulu olan cemaat vakıfları, o cemaatin tüm dünyadaki mensuplarını, vakıf tüzel kişiliği çerçevesinde örgütleyebilecektir. Türkiye’de kurulu bir cemaat vakfının, böylesi bir örgütlenme gücüne erişmesi, Türkiye açısından hiç de olumlu sonuçlar doğurmayacaktır. Cemaat esasına dayalı bu tip bir örgütlenme, sınırsız bağış ve yardım alabilme imkanlarıyla birlikte, Türkiye’nin Milli Güvenliği ve milli çıkarları açısından da büyük bir tehlike oluşturacaktır.

Anayasamızın 69. maddesinde “Yabancı devletlerden, uluslararası kuruluşlardan ve Türk uyruğunda olmayan gerçek ve tüzel kişilerden maddi yardım alan siyasi partiler temelli olarak kapatılır” denmektedir. Yabancıların Türkiye’de kuracakları vakıflar Türk vakıfları sayılacağına göre, bir siyasi partinin böyle bir vakıfla işbirliği görüntüsü çerçevesinde maddi yardım sağlaması hukuken mümkün olabilecektir.

Türk-İslam tarihinde kurulan bütün vakıfların gerekçesi, Hz.Peygamber’den nakledilen ve Sahih Hadis Kitapları’nın hepsinde yer alan maruf ve meşhur Hadis’e dayanır. Yine bütün Türk-İslam Vakıfları Allah-u Teala yeryüzüne tevârüs edinceye kadar, yani Kıyamet kopuncaya kadar, devam etmesi duası ve bu vakıfları bozan veya kaldıran kişilerin, Allah’ın, meleklerin ve bütün insanların lanetine uğramaları bedduası ile sona erer.
Bütün bu gerekçe, düşünce ve duygularla ecdat yadigarı vakıfların hiçbir şekilde başkalaştırılmasına razı olmadığımızı kamuoyuna saygı ile duyururuz.


Türk Eğitim-Sen

Önkibar’ın konukları CHP’li Şahin Mengü ile Doç. Dr. Ali Akyıldız, yasayla ilgili önemli uyarılar yaptı.

Vakıflar Yasası’na tepkiler sürüyor

Türkiye’yi parçalar

CHP’li Şahin Mengü, Vakıflar Yasası’nda, Yunanlılar’ın Sevr’de isteyip de alamadığı tüm imtiyazların yer aldığı uyarısında bulundu.

CHP Manisa Milletvekili Şahin Mengü, AB ve ABD dayatmasıyla AKP tarafından hazırlanan Vakıflar Yasası’nın Türkiye’nin bağımsızlığını ipotek altına alacağını söyledi. Yeniçağ Gazetesi Ankara Temsilcisi Sabahattin Önkibar’ın hazırlayıp sunduğu bu haftaki Alternatif programında, Vakıflar Yasası enine boyuna tartışıldı. Önkibar’ın konukları CHP’li Hukukçu Milletvekili Şahin Mengü ile Kırıkkale Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ali Akyıldız’dı. Türkiye’nin bağımsızlığını ipotek altına alacak Vakıflar Yasası’nın hukuki ve siyasi yönü olduğunu belirten CHP’li Mengü, tasarıya Fener Rum Patrikhanesi’nin ekümenik olma iddiasını göz önünde bulundurarak bakılması gerektiğini söyledi.


Din devleti projesi

Yasa tasarısının, ABD’nin 1990’lı yıllarda ortaya attığı “Yeni Dünya Düzeni Projesi” nin bir ayağı olduğuna dikkat çeken Mengü, Rusya devlet yapısının temelini oluşturan etkenlerden birinin de Ortodoksluk olduğunu hatırlattı. Mengü, şunları söyledi: “380 milyon Ortodoks Hıristiyan’ın yaşadığı dünyada etkin olabilmek için bu nüfusu kontrol altına almak gerekir. ABD’nin Rusya’yı kontrol altına alabilmesinin yolu da budur. Bunun için yapılması gereken, Rum Ortodoks Patrikhanesi’nin ekümenik hale getirilmesidir. Kısacası Vakıflar Yasası, ABD’nin, İstanbul’un göbeğinde Katolik Hıristiyanların Vatikan’ı gibi bir Ortodoks din devleti yaratma projesidir.” Ekümeniklik iddiasının masum bir talep olmadığını ve Türkiye için çok büyük tehdit olduğunu kaydeden CHP’li Şahin Mengü, “Ekümenikliği elde ettikten sonra orada kalmayacaklar. Daha sonra Türkiye’den toprak parçası koparmaya başlayacaklar” uyarısında bulundu. Mengü, Vakıflar Yasası’nın yürürlüğe girmesinin ardından devletin trilyonlarca lira değerinde gayrimenkulü cemaatlere devredeceğini kaydetti. AKP’nin Vakıflar Yasası’nda, Yunanlılar’ın Sevr’de isteyip de Türkiye’den elde edemediği tüm imtiyazların yer aldığını belirten Mengü, “Bu yasa, Türkiye’nin parçalanmasına çok ciddi katkıda bulunacaktır” diye konuştu.


Sonuçları ağır olur

Programın diğer konuğu Kırıkkale Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ali Akyıldız da Türkiye’de vakıflarla ilgili yasal düzenlemelerin Medeni Kanun’da yer aldığını vurgulayarak, AKP’nin ısrarla ayrı bir yasa değişikliği peşinde koşmasına anlam veremediğini söyledi. Gayrimüslimler tarafından kurulan vakıfların Türkiye’deki varlıklarının, Lozan Antlaşması sayesinde meşruiyet kazandığını hatırlatan Akyıldız, devletin temelini oluşturan bu antlaşmadaki sınırlamaların tamamen kaldırılmasının çok ciddi sonuçlar doğurabileceğine işaret etti.


Ruhban okulu açılır

Programda, Vakıflar Yasası’nın Lozan Antlaşması’nı delen hükümleri de ele alındı. CHP Manisa Milletvekili Hukukçu Şahin Mengü, yasanın, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ile aynı blokta yer alan ve devletin temelini teşkil eden Lozan Antlaşması’nı tasfiye ettiğini ve Lozan’ın temel unsurlarından biri olan “mütekabiliyet” ilkesini hiçe saydığını belirttti. Mengü, yasanın yürürlüğe girmesinin ardından Heybeliada Ruhban Okulu’nun da faaliyete geçebileceğini ve bir misyoner örgüt yapısına kavuşabileceğini öne sürdü. Mengü’nün bu tezine Doç. Dr. Ali Akyıldız’dan da destek geldi.


Siyasi kurum olur

AKP Hükümeti’nin azınlık vakıflarına, mal edinme, uluslararası ilişkiler ve şube kurma gibi olağanüstü imtiyazlar tanıyan bir yasa sunduğunu ifade eden Doç. Dr. Ali Akyıldız, “Bu ancak müstemleke ülkelerinde görülecek türden bir yasa” dedi. Akyıldız, faaliyet alanı genişletilen azınlık vakıflarının siyasi kurumlara dönüşeceğini belirterek, “Her biri uluslararası bağlantıları olan birer truva atı gibi etkin hale gelecek. Türkiye’nin siyasi hayatı yabancı vakıflara ait fonların boyunduruğuna girecek. Türkiye’de bir siyasi partiyle işbirliği yapabilecekler” dedi.


Mal varlıkları artar

Vakıflar Yasası’nın, Türkiye’deki azınlık vakıflarını “aktüel müesseseler” haline dönüştüreceğini ve bu vakıflara hukuksal statü kazandıracağını anlatan Doç. Dr. Ali Akyıldız, “Vakıflara uluslararası ilişkilerde sınırsız özgürlük verilecek. Mal edinmeleri ve bağış toplamalarına engel olunmayacak. Bu sayede Türkiye’deki azınlık vakıfları, ABD ve AB ülkelerindeki diaspora ve lobilerin sınırsız desteğini de alarak devasa mal varlıklarına sahip olabilecek” dedi. Akyıldız, yasanın yürürlüğe girmesinin ardından, azınlıkların tüzel kişilik kazanacağını da kaydetti.

EY TÜRK MİLLETİ..SİLKELEN VE KENDİNE DÖN...
UYAN TÜRK EVLADI, UYUMA UYAN! 30 KUPONA ALINMADI BU VATAN
 
  

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz!

« Önceki :: Sonraki »

Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder!

0 yorum yazılmıştır

Yorum yaz!