Türkmenlerin büyük haykırışı

Türkmenlerin büyük haykırışı-1
"Saddam zulmünden kurtulduk" diye sevinen Kerküklüler, bu defa kendilerini ABD zulmünün
içinde buldu. Türkmenler, Ankara'ya sesleniyor: Kerkük'ü seçim furyasına kurban etmeyin
"TÜRKMENLER kadar; tarihte hiçbir millet yoktur ki,

"Saddam zulmünden kurtulduk" diye sevinen Kerküklüler, bu defa kendilerini ABD zulmünün
içinde buldu. Türkmenler, Ankara'ya sesleniyor: Kerkük'ü seçim furyasına kurban etmeyin
"TÜRKMENLER kadar; tarihte hiçbir millet yoktur ki,

Türkmenler'in gözü kulağı Ankara'da
"Saddam zulmünden kurtulduk" diye sevinen Kerküklüler, bu defa kendilerini ABD zulmünün
içinde buldu. Türkmenler, Ankara'ya sesleniyor: Kerkük'ü seçim furyasına kurban etmeyin
"TÜRKMENLER kadar; tarihte hiçbir millet yoktur ki, neredeyse her şehri bir katliamla anılmasın... Tarihte hiçbir millet yoktur ki, yıllar itibariyle bakıldığında, sistematik olarak katledilmesin... Tarihte hiçbir millet yoktur ki soykırıma ve asimilasyona bu kadar maruz kalmasın..."
İşte böyle tarif ediyorlar Türkmenler kendilerini...
Irak yönetimleri tarafından, Osmanlı Devleti'nin devamı olarak görülen Türkmenler, tarih boyunca hep potansiyel tehdit olarak algılandı. Yıllarca Baas rejimi ve Saddam gibi bir diktatörün zulmü altında inim inim inleyen Türkmenler, ‘Saddam zulmünden kurtulduk' diye sevinirken, kendilerini ABD zulmünün içinde buldu. Türkmenlerin şimdi gözü de kulağı da Türkiye'de...

Referandum iptal edilmeli
Cumhurbaşkanlığı seçimi furyasında Irak'ın kuzeyinde yaşanan meselelerin göz ardı edilmesinden korkan Türkmenler, Kerkük'te bu yıl içerisinde yapılması olası bir referandumun, Irak'ta ve Ortadoğu'da yaratacağı sıkıntılara dikkat çekiyorlar. Türkmenler, Kerkük'te yapılacak olan referandumun iptal edilmesi için Türkiye'nin de girişimlerde bulunmasını istiyorlar.
Nüfus ve Tapu Müdürlüklerinin yağmalandığı kentte, artık resmi dairelerde bile peşmergelerin sözü geçiyor. Kürt grupların geniş kitleler halinde taşındığı Kerkük'te, Türkmenler baskıyla göç ettirilirken, referandumun son adım olacağı vurgulanıyor. Peki, bu aşamada Türkiye ne yapıyor? Türkiye, Irak'ın kuzeyindeki gelişmeler karşısında ABD'nin izleyeceği stratejiyi beklerken, bir zamanlar ‘Türkmen kenti' olarak anılan ve Misak-ı Milli sınırları içinde kabul edilen Kerkük, adım adım peşmergenin eline geçiyor. Ankara, gelişmeleri endişeyle izlerken, referandumun ertelenmesine veya iptal edilmesine yönelik bir girişimde bulunmuyor. İşte Kerkük'te yaşanan endişe verici gelişmeler:
Peşmerge planı işliyor

  • ABD'nin Irak'a müdahalesi başlar başlamaz, peşmerge de Kerkük'teki Nüfus Müdürlüğü ve Tapu Dairesi'ni yağmalayarak belgeleri yok etti. O dönem büyük tartışmalara neden olan ancak Türkiye'nin devre dışı kaldığı bu gelişme, sürecin de önünü açtı.
  • Kente giriş çıkışlar, peşmergenin kontrolüne geçti. Kürt grupların giriş çıkış yaptığı noktalarda sorun yaşanmazken, Türkmenlerin ve Arapların yoğun olarak bulunduğu bölgelerde baskı giderek arttı. Peşmergelerin kontrolü ele alması, demografik yapının değişmesi için ortam hazırladı.
  • Kontrolün kaybedilmesiyle birlikte demografik yapının değiştirilmesi yönünde Kürt gruplar yoğun çalışma yürüttü. Yüzbinlerce Kürt kökenli nüfus, ülkenin farklı bölgelerinden Kerkük'e taşındı. Seçimler öncesi Kerkük seçmen kütüğüne 227 bin Kürt'ün yazıldığı tespit edildi. Aileleriyle birlikte bunlar hesaplandığında 600 bin kişinin Kerkük ve çevresine yerleştiği tahmin ediliyor.
    ABD, peşmergeye destek verdi  
    • Kürt gruplar Kerkük'e taşınırken, buradaki Türkmenler ve Araplar zorla göç ettirildi. Pek çoğu da saldırılara maruz kaldı.
    • Katliam endişesi doğuran en önemli gelişmelerden biri de, Irak'taki gruplardan silahların toplanması kararı çıkmasına karşın peşmergenin silahlandırılması oldu. Bu durum, Kerkük'teki peşmerge etkisini artırdı.
    • Araziler, yavaş yavaş Türkmenler'den alınarak taksim edildi. Zorla istimlak çalışmaları yapıldığını belirten Türkmen yetkililer, Irak genelinde Türkmenlerin yaptığı 36 bini aşkın başvuru olduğunu belirtti. Ancak komisyondaki görevlilerin de Kürt gruplardan olması nedeniyle başvurulardan 100 civarındaki değerlendirildi.
    • Resmi kurumlardaki Türkmen ağırlığı da giderek azaldı. Bu kurumlara peşmerge temsilcileri tayin edildi.
    ·  Tüm bu uygulamalar yapılırken, ABD de peşmergeye destek verdi. Düzenlenen operasyonlarda ABD askerlerinin yanında peşmergeler de yer aldı.
    Hedef petrol mü?
    Bölgede yaşanan sorunun temelinde yatan iki kent var. Bunlar; Musul ve Kerkük. Özellikle Kerkük'ü diğerlerinden önemli kılan unsur ise zengin petrol rezervlerine sahip olması. İngilizlerin 20'nci yüzyılın başlarında Irak'a girme nedeni de Kerkük petrollerini ele geçirmek olarak gösteriliyor. Türkmenler, Musul ve Kerkük'te oynanan oyunların, bölge petrollerini paylaşmaktan ibaret olduğunu savunuyorlar .Dünyadaki petrol rezervlerinin yüzde 10'unu topraklarında bulunduran Irak'ta petrol rezervlerinin yüzde 40'ı Kerkük'te bulunuyor. Kısacası Kerkük, tek başına dünya petrol rezervlerinin yüzde 7'sine sahip.
    Tüm bu gerçeklere rağmen 1918'de Osmanlı'dan kopartılan Irak topraklarının, 1920'de İngiliz manda yönetimine verilmesine seyirci kaldık. Misak-ı Milli'de yer alan Musul vilayetinin durumu, 1923'te Lozan Antlaşması'yla, ardından da 1926 Ankara Antlaşması'yla çözülememiş ve Musul Irak'a teslim edilmiştir. Bu iki antlaşmada da Irak Türklerine hukuki hiçbir güvence verilmemiş, Türkmenler adeta kaderlerine terk edilmiştir. Irak'ta idari ve sosyal yapı
    Resmi adı: Irak Cumhuriyeti
    Başkenti: Bağdat
    Dini: Müslüman (% 97), Hıristiyan ve diğer (% 3)
    Mezhepler: Şii (% 65), Sünni (% 35)
    Resmi dili: Arapça
    Para birimi: Irak Dinarı
    Etnik gruplar: Arap(%67), Kürt(%17), Türkmen(13), Asuri ve diğerleri (%3)
    Nüfusu: 3 milyon (tahmini                                                                                                                        

  
Türkmenlerin büyük haykırışı-2
Ancak, 16 Ocak 1980 tarihinde, 4 Türkmen liderin (Abdullah Abdurrahman, Necdet Koçak, Adil Şerif, Rıza Demirci) idamlarını Türkmenler asla unutamıyor. Bu olay Türkmenler için bir dönüm veya kırılma noktası olarak kabul ediliyor.

Ancak, 16 Ocak 1980 tarihinde, 4 Türkmen liderin (Abdullah Abdurrahman, Necdet Koçak, Adil Şerif, Rıza Demirci) idamlarını Türkmenler asla unutamıyor. Bu olay Türkmenler için bir dönüm veya kırılma noktası olarak kabul ediliyor.

Katliam, makus talihleri oldu
Zengin petrol yatakları yüzünden emperyalistlerin hedefi olan Kerkük, 1918'de Osmanlı'dan ayrılmasının ardından sürekli zulümlere maruz kaldı
ORTADOĞU'NUN en kritik bölgelerinden biri olan Kerkük, tarih boyunca birçok milletin elde etmek istediği ve uğruna canlar verdiği bir bölge oldu. 1871 yılında Kerkük topraklarında zengin petrol yataklarının olduğunun anlaşılmasıyla birlikte emperyalist devletlerin gözü de bu topraklara çevrildi. Entrika, hile ve oyunlarla kader birliği içindeki yöre halkını birbirine düşüren emperyalist güçler, 1918'de bu toprakları Osmanlı'dan koparttılar. İşte bu tarih, bölgede yaşayan Türkmenler için de bir dönüm noktası oldu... Bush daha zalim
ABD'nin Irak'ı işgal etmesi de Türkmenler için bir şeyi değiştirmedi. Amerikan işgali altında bulunan Irak'ta, Türkmenlere yönelik katliamlar bitmek bir yana, artarak devam etti. ABD işgali sonrasında Irak'ta ortaya çıkan tablo ise içler acısı: 700 bin ölü, 1 milyon yaralı, 4 milyon göçmen...
Yıllarca diktatörlüğün baskısı altında ezilen Irak halkı, bugün bir başka trajedi ile karşı karşıya. Trajedinin baş sorumlusu olarak ABD ve Başkanı Bush'u gören Türkmenler, Bush'un Saddam'dan daha cani olduğunu savunuyorlar. ABD'nin Irak politikasının, başta Türkmenler olmak üzere tüm Irak halkına kan, gözyaşı, istikrarsızlık, iç savaş ve kargaşa getirdiğini öne süren Türkmenler, "ABD işgali sonrasında öldürülen Iraklı sayısı ile Saddam döneminde öldürülen Iraklı sayısını karşılaştırırsanız kimin daha cani olduğunu görürsünüz" diyerek ABD'ye tepkilerini ortaya koyuyorlar.
1920'de İngiliz denetimine geçen Türkmenler, 87 yıl süreyle, Irak'ta hangi rejim ve hangi isim yönetime gelirse gelsin, bu makus talihi yenemedi. Irak Türkleri, tarihlerinin en büyük ve en korkunç katliamını, 14 Temmuz 1959'da yaşadılar. Irak'ta cumhuriyetin ilan edilmesi, 30 yıldan beri zulüm altında yaşayan Irak Türkleri için bir umut oldu. Ancak bu sevinç ve ümit çok geçmeden yerini büyük bir hayal kırıklığına bıraktı. Irak Türklerine bu yıldönümü şenlikleri zehir oldu. Bir kalleş baskının kurbanı oldular...
Türkiye seyirci kaldı
1968'de Baas Partisi'nin iktidara gelmesiyle Türkmenler Saddam'ın korkusuyla yaşadılar.
Saddam döneminin katliamları da saymakla bitmiyor... Ancak, 16 Ocak 1980 tarihinde, 4 Türkmen liderin (Abdullah Abdurrahman, Necdet Koçak, Adil Şerif, Rıza Demirci) idamlarını Türkmenler asla unutamıyor. Bu olay Türkmenler için bir dönüm veya kırılma noktası olarak kabul ediliyor. Katliam sonrasında, Türkmen-Türkiye ilişkilerinde tedavisi uzun yıllar alacak bir yara aldı. Çünkü, Türkiye katliamlara seyirci kaldı. Bu olay, Türkmenlerin, ilk kez Türkiye'den umutlarını kesmelerine ve bir sahipsizlik duygusuna kapılmalarına neden oldu.
Serhat Akkan
Türkmenlerin büyük haykırışı-3 Yazdır E-posta
ImageKerkük’te öngörülen referandumun iç savaşa zemin hazırladığını belirten Türkmenler, “Türkiye Habur Sınır Kapısı’nı bir ay kapatsın. O zaman ne referandum, ne PKK kalır” görüşünü savunuyor.

Habur Kapısı’nı kapatın sorunları bitirin                                                         Zengin petrol yatakları üzerinde bulunan Türkmenler için hayati değerdeki Kerkük’ün kaderi, artık sadece Irak’ı değil, aralarında Türkiye’nin de bulunduğu tüm bölge ülkelerini ilgilendiriyor. Kerkük’te bulunan Irak petrollerini paylaşma planları, Türkiye ve bölge ülkelerini rahatsız ediyor. Kerkük üzerine oynanan oyunların en önemli ayağını ise, 2007 yılında yapılması planlanan Kerkük’ün statüsünü belirleyecek referandum oluşturuyor.

Kerkük’te yapılması öngörülen referandumun, bölgede iç savaşa zemin hazırlayacağının altını çizen Türkmenler ve Araplar, her gün patlayan ve masum insanların ölümüne neden olan bombaların Kerkük sorununun barışçı çözümüne mani olduğunu savunuyorlar. Türkmenler, nüfus göçü temel alınarak yapılan bir referandumun geçerliliği olmadığını ve boykot edileceğinin sinyallerini veriyor.

Habur’un Türkmen’e faydası yok

Silahlı Kürt ve Şii grupların aksine, bölgedeki sorunun silahla değil, demokrasi ile çözülebileceğini savunan Türkmenlerin, savunma amaçlı dahi silahları bulunmuyor. Türkmenler tüm bu gerçeklere rağmen, ABD askerlerinin desteğini arkasına alan peşmergelerin baskınlarına maruz kalıyorlar. Tek güvenceleri Türkiye olan Türkmenler, Ankara’nın bölgede esaslı bir rol oynaması gerektiğini söylüyorlar. Askeri operasyonun tek başına çözüm olmayacağının altını çizen Türkmenler, Türkiye’nin siyasi adımlar atmasını bekliyor. “Türkiye, Türkmenlerin eğitimi için gerekli olan malzemeleri, Türkçe gazete ve dergileri bile Habur’dan geçiremiyor” diyen Türkmenler, “Türkiye Habur sınır kapısını bir ay kapatsın. O zaman ne Kerkük referandumu, ne PKK olayı kalır. Kararlı tavırla, kararlı siyasetin gereği yapılmalıdır” görüşünü savunuyorlar.

Türkiye sevgisi yüzünden 10 yaşında hapse girdi

Sadun Köprülü; Türkiye, Türk Bayrağı, Atatürk ve Süleyman Demirel sevgisinden dolayı 10 yaşında cezaevi ile tanışan Kerküklü bir Irak Türkü... Saddam Hüseyin’in üvey kardeşi Berzan El Tikriti tarafından 1 yıl 64 gün, günde dört defa işkence gördüğünü söyleyen Köprülü, Kerküklü Türklerin içinde bulunduğu durumu, başından geçen şu olayla özetledi: “Yıl 1967... Dönemin Türkiye Başbakanı Süleyman Demirel, Kerkük’e gelmişti. 10 yaşında küçük bir çocuk olarak ailemle birlikte içimizdeki Türkiye sevgisi ile Demirel’i karşılamaya gittik. Onu şarkılarla, pankartlarla karşıladık. Annem, kucağındaki küçük kardeşim ile Demirel’in yanına gitti, “Hoş geldin ağam. Büyük Türk Milleti varolsun. Bugün bizim bayramımız. Umudumuz sizlersiniz” dedi ve kucağında taşıdığı iki yaşındaki kardeşimi Demirel’e uzattı. “Al, bu oğlum... Türk Milletine kurban olsun” diyen anneme Demirel, “Olur mu öyle annem. O evladın sana da bize de lazım” diye karşılık verdi. Benim elimde taşıdığım pankartta ise “Kurtar bizi Türkiye” yazıyordu. Demirel gittikten bir kaç saat sonra, bizleri tutukladılar ve soruşturmaya aldılar. Annemin ve benim de aralarında bulunduğum 11 Türk’e, Türkiye sevgisi yüzünden 3 ay işkence yaptılar.”

Köprülü, 1980 yılında yeniden tutuklandığını belirterek şöyle devam ediyor: “1980 yılında hukuk fakültesinden mezun olduktan bir hafta sonra beni tekrar tutukladılar. Evimize baskın yapmışlar ve Türk Bayraklarını, Atatürk posterlerini, Türkçe kitapları bulmuşlar. Bir kaç kez Türkiye’ye gitmemi de neden göstererek beni ajanlıkla suçladılar. Soruşturma sırasında 10 yaşında Demirel’i karşıladığımız güne ait fotoğrafları da göstererek benim o yıllardan beri vatan hainliği yaptığımı iddia ettiler. Babamın karşısında 3 ayak tırnağımı söktüler. Saddam’ın üvey kardeşi Berzan El Tikriti tarafından 1 yıl 64 gün, günde dört defa işkence gördüm. Türkiye aşığı olduğum için idam cezası verdiler. Daha sonra müebbete çevirdiler. BM ve İnsan Hakları Örgütü’nün baskısı ile 17 sene sonra serbest bırakıldım.”

Türkmeneli neresidir?

Bugün Irak’ta 3 milyondan fazla Türk’ün bulunduğu biliniyor. Irak’ta Türkmenlerin yaşadığı Türkmeneli bölgesi; kuzeybatıdan, geneydoğuya doğru uzanan bir şerit içinde yer alıyor. Irak’ın kuzeybatısındaki Tel Afer’den, güneydoğusundaki Mendeli’ye kadar olan yöreyi kapıyor. Türkmenlerin yoğun olarak yaşadığı 5 vilayet, Musul, Kerkük, Erbil, Selehattin ve Diyala’dır. Türkmeneli’nin konumu, Kürtlerle Araplar arasında bir tampon bölge niteliğindedir.

Türkmenler’e yönelik katliamlardan bazıları:

Kaçakaç Katliamı, Telafer - 1920

Levi Katliamı, Kerkük -1924

Gavurbağı Katliamı, Kerkük - 1946

Kerkük katliamı, 14-17 Temmuz 1959

Tazehurmatu Katliamı-1, 1979

Türkmen Liderlerin Katliamı, 16 Ocak 1980

Tazehurmatu Katliamı-2, 25 Mart 1991

Altunköprü Katliamı 28 Mart 1991

Erbil Katliamı, 31 Ağustos 1996

Tuzhurmatu Katliamı 22 Ağustos 2003

Telafer katliamı-1, 09 Eylül 2004

Telafer Katliamı-2, 21.02.2005

Musul katliamı, 24 Eylül 2005

Yengice Katliamı, 10 Mart 2006

Karatepe Katliamı, 04 Haziran 2006

Kerkük Terör Katliamı, 13 Haziran 2006

‘Kerkük, canımız kanımız, iffetimizdir’

Irak’ın toprak bütünlüğünün sadece Irak’ı ilgilendirmediğini savunan BBP Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu, Kerkük sorunu ile ilgili şu ifadeleri kullandı: “Irak’a demokrasi getirmek amacıyla işgal eden ve sürekli olarak Irak’ın toprak bütünlüğünden yana olduğunu açıklayan ABD, bugün Irak’ın bölünmesi için gerekli ortamı yaratmış durumdadır. Irak’ın toprak bütünlüğü, başta Türkiye, İran ve Suriye olmak üzere, bütün bölgeyi ilgilendiren bir sorun haline gelmiştir. Tarih boyunca bir Türk şehri olarak anılan Kerkük’te nüfus yapısının bugün tamamen değişmiş olduğunu gözlemliyoruz. Öngörülen referandum sonucunda bölge halkının Kürt yönetime bağlanma isteği ortaya çıkarsa, sözde aşiret devletinin sınırlarını belirleyecek ve Irak’ın bölünmüşlüğünü teyit edilecektir. Irak’ta herhangi bir statü değişikliğine gidilir de üniter yapı bozulursa, Türkiye Cumhuriyeti’nin konuya müdahale hakkı doğar. Canımız, kanımız, iffetimiz olarak gördüğümüz Kerkük, Türk’tür, Türk kalacaktır. Kerkük ve Tel Afer bizim Çanakkale’mizdir.”

‘Sınır ötesi harekât tartışılmalı'

Geçtiğimiz aylarda, başta Kerkük olmak üzere Irak’ın kuzeyine bir inceleme gezisi yapan AKP Balıkesir Milletvekili Turhan Çömez, 2007 sonunda Kerkük’te yapılması öngörülen referandumun kesinlikle yapılmaması gerektiğini söyledi. Çömez, Kerkük ile ilgili yapılması gerekenleri şöyle anlattı: “Bugünkü koşullarda yapılacak referandum ile Kerkük’ün sözde Kürdistan’a bağlanması yönünde karar çıkacağı çok açık. Türkmenlerle Arapların kabul etmeyeceği bu sonuçla, Kerkük’ün statüsünün değişmesi, bir iç savaşı tetikleyecektir. Bu da hem Ortadoğu barışı, hem de Türkiye’nin ulusal güvenliği açısından son derece tehlikeli bir süreçtir. Türkiye; bu referandum için en az 10 yıllık bir normalleşme süreci istemelidir.

TBMM, Kerkük’ün sözde Kürdistan’a bağlanması ve sonucunda iç savaş çıkması halinde, Türkmenlerin ve Arapların ve burada yaşayan tüm toplumların güvenliğini sağlamak için, sınır ötesi barış harekâtı hakkının saklı olduğuna dair bir kararı tartışmalıdır.”

Hazırlayan: Serhat AKKAN 

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz!

« Önceki :: Sonraki »

Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder!

0 yorum yazılmıştır

Yorum yaz!