TERÖR VE TERÖRİSTLE BAŞA ÇIKMA,
TERÖR VE TERÖRİSTLE BAŞA ÇIKMA,
12.04.1994 tarih ve 3713 sayılı terörle mücadele kanunu, terörü şöyle tanımlamaktadır.;
‘’Terör, Baskı, Cebir, Åžiddet, Korkutma, Yıldırma, Sindirme veya tehdit yöntemlerinden biriyle, Anayasada belirtilen Cumhuriyetin niteliklerini, siyasi, hukuki, sosyal, laik ekonomik düzeni deÄŸiÅŸtirmek, devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmak, Türk devletinin ve Cumhuriyetinin varlığını tehlikeye düşürmek, devlet otoritesini zaafa uÄŸratmak, yıkmak veya ele geçirmek, temel hak ve özgürlükleri yok etmek, devletin iç ve dış güvenliÄŸini, kamu düzenini veya genel saÄŸlığı bozmak amacıyla bir örgüte mensup kiÅŸi ve kiÅŸiler tarafından giriÅŸilecek her türlü eylemlerdir.
Günümüzde terör; , Soğuk harp stratejisi içinde, psikolojik savaş türünde olmaktadır. Bölgeler arası siyasal ve sosyal çıkarlar, ekonomik ve gelişmişlik farklılıklıları, etnik milliyetçiliğin çıkarcı emperyalist devletler tarafından tahrik edilerek, kendi amaç ve çıkarlarını gerçekleştirmek üzere terörist örgütlerden yararlanmaları v.b. nedenlerle Gerçekleştirilmektedir.
Türkiye’de PKK terörü; yirmi yılı aÅŸkın bir süredir ülke ekonomisinin büyük bir bölümünü sömüren, Ulusumuzun huzursuz ve korku içinde yaÅŸamasına neden olan, Silahlı Kuvvetlerimizi ve güvenlik güçlerimizi angaje eden ve kırk bine yakın ÅŸehit verdiren, çocuk, kadın erkek vatandaÅŸlarımızın acımasızca canlarına kıyan, ocaklar söndüren, güney doÄŸu bölgesindeki her türlü yatırımları önleyen, bölge gençliÄŸini ilkel koÅŸullarda savaÅŸ araçları olarak kullanan, kardeÅŸi- kardeÅŸe, ana ve babayı- evlada vurduran, asırlarca içinde yaÅŸadıkları ülkelerini ve Ulusunu namerde muhtaç duruma getiren, sonunda; ne içinde özgürce yaÅŸayacağı vatan ne de uÄŸrunda savaÅŸacağı bir toprağı dahi olmayacak zavallıların top yekun nafile eylemleridir.
Terörist ise; Terörün vurucu piyonları, küreselleşmenin gerçekleştirilmesinde, emperyalist güçlerin emellerine hizmet eden, sonunda kendilerini kullananları da tehdit eden unsurlar haline gelecek canlı bombaları, savaş makineleridir.
Terör konusunda, yirminci yüz yılın en çarpıcı örneÄŸi, l950 yıllarının sonu, 1960 lı yıllarda Afganistan’ı iÅŸgal etmeye baÅŸlayan ve 1988 – 1998 deki Sovyet iÅŸgaline karşı gerçekleÅŸtirilen savaÅŸlar sürecinde, 1994 yılında Afganistan’ın güney batısında yer alan Kandahar kentinde
Molla Muhammet Ömer başkanlığında bir grup din öğrencisinin bir araya gelmesi ile kurulan Taliban örgütü, Ahlak bozukluğunu ortadan kaldırmak, güven ve istikrar ortamı yaratmak ve ülkeyi İslam şeriatı ile yönetmek amacıyla yönetimi ele geçirmiştir.
Sovyetlerin Afganistan’ı iÅŸgali sırasında ve sonrasında ortaya çıkan radikal İslamcı gruplar ve Afganistan üzerinden Orta Asya ve Hazar denizinde İran Nüfuzunun yayılabileceÄŸi olasılığı, ABD’yi kuÅŸkulandırmıştır. Fakat daha sonra, söz konusu radikal İslamcı gurupların yerine tek bir Sünni radikal gurubun oluÅŸması ( Taliban hareketi ) ABD’nin çıkarları ile örtüşmüştür. Bu bakış açısı ile ABD, ilk etapta Taliban ve Taliban’ın destek verdiÄŸi El – Kaide’nin varlığına destek vermiÅŸtir. Ayrıca Afganistan üzerinden Orta Asya ile ( Türk devletleri) ekonomik iÅŸbirliÄŸi planları kuran Pakistan ve Afganistan yönetiminin başında olan ve Hindistan’la iÅŸbirliÄŸi yapan Burhanettin Rabani ile Ahmet Åžah Mesut’un varlığı ABD’yi kaygılandırmıştır. ABD’ den sonra Pakistan’da Taliban ve El – Kaide’ye destek vermiÅŸtir. Radikal gurupları zayıflatarak Afganistan’ı ele geçiren Taliban’ın çıkarları, bu kez ABD’nin bölgedeki yayılma politikası ile çatışmaya baÅŸlamıştır. Böylece, ABD’, besleyip büyüttüğü Taliban ve El – Kaide’yi yok etme çabası içine girmiÅŸtir.
Ancak, El – Kaide terör örgütü öylesine güçlenmiÅŸ ve İslam ülkelerine yayılmıştır ki, İslam Ülkelerinden gelen terörist adaylarını eÄŸitmek, onlara baskın, bombalama ÅŸiddet taktikleri vererek bir bakıma kendine baÄŸlı örgütler durumuna getirmiÅŸtir. Artık El – Kaide uluslararası terör gücü olmuÅŸtur. bu gücünü, ses getirecek bir ülkede yapacağı terörist eylemle bütün dünyaya tanıtmak zamanı gelmiÅŸtir.
11 Eylül 2001 tarihinde baskın ÅŸeklinde, ABD yolcu uçaklarını yolcuları ile birlikte kaçırıp, canlı tahrip aracı olarak Newyork’taki uluslar arası ticaret merkezi olan ikiz kulelere ve ABD’ nin en çok korunan Pentagon’a hücum etmiÅŸtir. Yerle bir olan ticaret merkezi enkazı altında kalan binlerce ölü ve yaralıya neden olan bu en büyük terörist eylemi ABD’ye ve tüm dünyaya korku, dehÅŸet saçmış, moral ve psikolojik bozukluklara neden olmuÅŸtur
Bu olaydan hemen sonra, ABD, terörizm ile mücadeleyi kaynağında kurutma stratejisi ile Afganistan’ı, daha sonra Irak’ı iÅŸgal etti. Böylece Uzun yıllar hayal ettiÄŸi Orta doÄŸudaki petrol kaynaklarına da hâkim olmak amacı ile bölgeyi ele geçirme Projeleri geliÅŸtirdi. ( BOP ) Büyük Orta DoÄŸu Projesi, ( GOP ) GeniÅŸletilmiÅŸ Orta DoÄŸu Projesi, ( GOKAP ) GeniÅŸletilmiÅŸ Orta DoÄŸu ve Kuzey Afrika Projesi. gibi.
Bu Projelere göre bölgedeki 22 ülkeyi ( Türkiye dahil ) kendisine bağlı uydu devletler durumuna getirecek, Bu devletlerin coğrafi, idari, sosyal, ekonomik ve kültürel durumlarını kendi şekillendirdiği koşullara göre örgütleyerek, küreselleşmenin sömürülen küçük devletçikleri olarak yönetecek şekilde politika ve stratejiler üretmiş durumda.
Anımsanacağı üzere Türkiye’ nin de ılımlı İslam devleti olarak 10 AÄŸustos 1920 tarihli Sevr anlaÅŸmasına göre ÅŸekillendirilmesi, ABD istihbarat servisleri tarafından kamuoyunun bilgisine sunulan ve NATO SAVUNMA KOLEJİNDE dahi tartışılan haritalar belleklerimizde yer almıştır. 11 Ekim 2007 tarihinde ABD Temsilciler Meclisi dış iÅŸleri komisyonunda kabul edilen Sözde Ermeni soy kırım tasarısını kabulü de bu projenin uygulanmasının önemli bir bölümüdür.
Fakat, burada hemen anımsanmalıdır ki; Afganistanda Taliban ve El – Kaide yeniden güçlenmiÅŸ ve Afganistan’a hakim olmak için savaÅŸ vermektedir, Irakta ise El – Kaide iyice örgütlenmiÅŸ ve Irak’ı bir eÄŸitim yeri olarak kullanmaktadır.
Bu noktada bir anımı okurlarla paylaÅŸmak istiyorum.1958 yılında ben, Kur. Yüzbaşı olarak Quetta’da konuÅŸlanan Pakistan Kurmay Kolejinde öğrenci olarak bulunmakta idim. Mustafa Kemal ATATATÜK’ ÜN ön görüsü ile l930 yıllarında baÅŸlatılan, Afganistan Ordusunu eÄŸitmek, onlara giysi ve silah yardımı yapmak üzere geçekleÅŸtirilmekte olan projenin devamı olarak, o tarihte, General, Kurmay Subay olarak 35 askeri personel, Afganistan Genelkurmay BaÅŸkanlığı, Ordu Komutanlıları, Harp Okulunda görev yapmakta idiler. Fakat baÅŸlayan Sovyet iÅŸgali ile Türkiye’nin Görev kuvveti de mezkûr tarihte görevine son vererek çekilmek zorunda kalmıştır. Bu aÅŸamayı ben de üzülerek yakınında izleyenlerde birisiyim.
Türkiye’deki terör ve teröristle baÅŸ etme konusunu iÅŸlerken, niçin kitaplara konu olan önemli ve detaylı bir konuyu ön bilgi olarak sunduÄŸumu merak edenler olmuÅŸtur kuÅŸkusuz. Takdir edilir ki; böylesine bir ön bilgiyi sunmadan, evren için bir tehdit unsuru haline gelen ve Türkiye’ye de yirmi yılı aÅŸkın uzunca bir süre savaÅŸ hali yaÅŸatan PKK örgütünün evrensel bir terör haline getirildiÄŸini, bu süreç içinde deÄŸiÅŸik güçlerin etkisi altında kalarak strateji ve taktik deÄŸiÅŸiklikler yapma durumunda kaldıklarını, para, araç, gereç ve deÄŸiÅŸik destekler veren emperyalist güçlerin emirlerine göre hareket eden profesyonel savaÅŸ araçları olarak kullanıldıklarını da dikkate alarak doÄŸru tanı koymak ve buna göre daha gerçekçi çözüm yolları ve uygulamalarla baÅŸa çıkma strateji ve politikaları üretmek zorunlu hale gelmiÅŸtir.
BaÅŸka bir görüş açısı ile bakıldığında bir hususu daha anımsatmakta yarar görmekteyim. 1980 yılında gerçekleÅŸtirilen ihtilalin güçlü adamı baÅŸbakan Turgut Özal’ın 1984 yılında bir avuç çapulcu olarak küçümsediÄŸi Terörist başı Öcal’ın hareketi,, evreler geçirerek böylesi bir ölüm, ÅŸiddet, kıyım makinesi durumuna gelen PKK terör örgütünün, aynen afganistanda olduÄŸu gibi El – Kaide örgütü haline gelebileceÄŸini kimse deÄŸerlendirmediÄŸi gibi, bu gün dahi
bu konuda konuÅŸan pek çok kimse böylesi bir deÄŸerlendirmeyi yapmamaktadırlar. Fakat Ülke yönetiminden sorumlu olan kiÅŸiler konuÅŸmacı deÄŸil uygulayıcıdırlar. Bu nedenle özellikle ve öncelikle Türkiye yi yönetme durumunda olanlar, geniÅŸ perspektiften bakarak Terörizm ve Teröristle baÅŸa çıkma strateji ve politikalarını yeniden gözden geçirip kesin sonuç için uygulamaya koymak zorundadırlar. Bu ön görüyü, ABD dahil tüm dünya ülkelerinin de dikkat nazara almaları, yakın tarihi anımsayarak ÅŸimdi destekledikleri PKK terör örgütünün bir süre sora canavarlaÅŸarak El – Kaide Örgütü ile bütünleÅŸip büyük devletleri vuracaklarını asla göz ardı etmemeleri kendilerine anımsatılır.
Çok acıdır ki; Küreselleşme, Emperyalist güçleri öylesine kör ve öylesine duyarsız hale getiriyor ki, geçmişin sömürgecilik politikaları yine iştahlarını kabartıyor. Geçmiş günlerin sömürgecileri bu günün küreselcileri olarak yine dünya zenginliklerinin üzerine oturmak için her türlü çabayı göstermektedirler.
Fakat yirminci yy da sömürgeciliÄŸe son veren, emperyalistleri kendi ülkelerine dönmeye mecbur eden, Sömürülen tutsak ülkelere bağımsızlık ruh ve iradesini aşılayan Mustafa Kemal ATATÜRK, İlke ve düşünceleriyle bu dönemin de yegâne önderi olacaktır. Emperyalist devletler bundan çekindikleri için Kemalizm’i yok etmek için her türlü entrikayı uygulamaktadırlar. Emperyalizm ile aynı kulvarda olanlar, inat ve intikam almayı bırakın, o büyük önderi silmeye çalışan emperyalistlere destek vermeyin. Bu gün Türkiye nin tehlikeli bir girdaba giriÅŸinden, sadece ve sadece ATATÜRK ilke ve devrimlerine sahip çıkmak ve onları çaÄŸa uydurarak uygulamakla kurtulunabileceÄŸine kendinizi inandırın.Dünyada aç ve sefil insanlar oldukça, ülkeler ve toplumlar arası eÅŸitsizlikler arttıkça, küreselleÅŸmenin baÅŸarıya ulaÅŸmasına, terörün önlenmesine olanak yoktur!..
Terör örgütlerinin gelir kaynakları:
- Terörü kendi çıkarları amacı ile kullanan devlet ve toplumların, kendi topraklarında kamplar ve üs’ler kurmalarına izin veren ve terörist! e her türlü silah, araç, gereç ve lojistik destek verenler.
- Soygun, gasp yolları ile sağlanan para, silah v.b. gelirler.
- Haraç toplama; korku, baskı, şiddet ve bazen sempatizan zenginlerden toplanan paralar
- Sahtecilik, sahte para basıp piyasadan sağlanan paralar.
- Uyuşturucu ticareti, çokça kullanılan bir kaynaktır.
- Kaçakçılık, yine geniş ölçüde uygulanan bir yöntemdir.
- İşgalci büyük devletlerin çıkarı için yapılacak terörist eylemleri karşılığı, bu devletlerden sağlanan her türlü yardım v e destekler.
Terörizm ve Terörle başa çıkma İlke ve kuraları
İlkeler:
Örgütlenme:
* Ülkedeki terörizmin önlenmesi için sadece kendine güvenmek ve çözüm için gerekli irade gücüne sahip olmak,
* Başkalarından asla direktif almamak, fakat komşu ülkelerden koordinasyon yardımı sağlamak.
* Başbakana bağlı merkezi bir sevk ve idare karargâhı kurulması, Bu karargâha terör uzmanı olan üst düzey bir başkan görevlendirilmesi
* Karargâhın, personel, istihbarat, harekât, lojistik Şubelerine yeterli uzman personel atanması.
* İlgili Kurum ve makamlarla ilişki kurabilecek ve işbirliği yapabilecek yetenekli uzman personel görevlendirmesi.
* Asla Başka ülkelere insiyativ verilmemesi..
* Bu karargahla, ilgili kurum, birlik ve merkezlerle olağanüstü bir haberleşme ağı tesisi..
* Her türlü araç ve gereç tahsisi.
Terör Örgütü ile ilgili hususlar:
- Terör Örgütünün kaynağı, ilişkileri, destek gördüğü ve konuşlandığı yer ve yerler, hakkında sağlıklı bilgilere sahip olmak
- Terör kaynağını doÄŸru saptamak. PKK için kaynak, Güney DoÄŸu Anadolu’nun iÅŸsiz, eÄŸitimsiz, aç ve sefil gençleri, Üniversitelerdeki yoksul güney doÄŸulu öğrenciler, El – Kaide terör örgütünün uzman teröristleri.
- PKK nın iki savaş grubunun olduğunun saptanması. Birincisi; kırsal bölgelerde sıcak çatışmalar gurubu, ikincisi; Ülke içinde terörist eylemler yapan, bombalı saldırılarda bulunan şehir teröristleri.
- Her iki gurup la mücadele edebilecek, uygun eğitim görmüş, uygun teçhiz edilmiş özel personelden kurulu timler ve birlikler görevlendirilmeli.
Terörizmle mücadele ilkeleri:
- Siyasal ve sosyal hazırlıklar yapılmadan, esas kaynakta gerekli önlemler alınmadan asla sınır ötesi harekât yapılmamalıdır
- Siyasal ve sosyal hazırlılar ve önlemler şunlar olabilir:
— Esas kaynakta, halkın insanca yaÅŸam koÅŸulları gerçekleÅŸtirilmeli,
— EÄŸitim çağına gelen genç kız ve erkekler mutlaka uygulamalı meslek eÄŸitimine
Tabi tutulmalı,
— iÅŸsiz gençlere iÅŸ olanakları saÄŸlayacak yatırımlara hız ve öncelik verilmeli.
— gençler için yaz kampları düzenlenmeli burada fiziki eksersizler yaptırılmalı ve
Gerekli bilgiler verilmeli, kışın kayak tesislerinde kayak yapma olanakları
Sağlanmalı
— SaÄŸlık tesisleri kurulmalı her bireye ( Çocuklar dâhil ) saÄŸlık hizmeti verilmeli.
— Lise ve üniversitelere hazırlık kursları açılarak bütün yıl sınavlara hazırlık dersleri
Verilmeli.
— Köylerde ilçelerde evlerdeki genç nüfus saptanmalı onlara yetecek iaÅŸe ve giysi
Yardımı yapılmalı.
—İl ve ilçelerdeki Mülki Amirler ve Belediye BaÅŸkanları gençlerle sık sık iliÅŸki
Kurarak onların dertlerini dinlemeli gereksinimlerini karşılamalı.
—İşsiz kalmış Üniversite mezunları kısa eÄŸitimi müteakip mezkûr bölgede maaÅŸla
Misyonerlik görevleri ile görevlendirilmeli.
---Suriye ve Irak Hudut bölgesindeki mainli arazi Silahlı Kuvvetler tarafından temizlenerek, Tarıma açılan topraklarda Ceylan pınar gibi çitlikler kurulmalı işletilmesi Güney Doğu halkına verilmelidir, Böylece işsizlik büyük ölçüde yok edilir ve bölge halkı terörist olmaktansa burada iş sağlamayı tercih eder.
---Yukarıdaki hizmetlerde siyasal dincilik yapmaktan kaçınılmalıdır.
Terörizm’i Destekleyen ve onlara yataklık eden ülkelerden istekler:
AB Ülkelerinden:
- Ülkelerindeki tüm PKK ile ilgili dernekler, ajanlar, ofisler, kamplar, görsel ve yazılı yayın araçları v.b. kapatılmalı, personeli sınır dışı edilmeli.
- Parasal kaynakları tamamen kesilmeli, hiç bir destek verilmemeli.
- Türkiye’nin güney DoÄŸusu ile tüm iliÅŸkiler, yöre insanları yerine Türkiye’nin resmi makamları ile yapılmalı.
- AB, Türkiye’nin etnik yapısı ile ilgilenmemeli, bu konunun çözümünü, Türkiye’nin çözümüne bırakmalı,
- AB, Türkiye’yi bölecek, silahlı kuvvetlerini zayıflatacak, ATATÜRK İlke ve Devrimlerini, Kemalizm’i yok edecek hiçbir giriÅŸimde bulunmamalı.
- Gücü ve samiyeti varsa, sürekli çatışma nedeni olan ve İngilizler tarafından, Pakistan’la-Hindistan’ ın 1947 yılında bağımsızlıklarını verirken % 95 Müslüman nüfusuna karşın KeÅŸmir’in Hindistan bölgesinde bırakılması, Kıbrıs’ın tamamının Türkler yokmuÅŸ gibi Rumlara bırakılması gibi, Lozanda çözülemeyen, Irakla olan sınırlarımızı, 1926 yılında BirleÅŸmiÅŸ Milletler konusu yaparak savunulması olanaksız vahÅŸi daÄŸların tepe noktalarından geçirilmesi hususunu düzeltme yoluna gitmelidir.
Amerika BirleÅŸik Devletlerinden:
- PKK ya her türlü destek vermeyi derhal durdurmalıdır, onu besleyip
güçlendiririrse, terörün kendisine de zarar vereceğini her zaman anımsamalıdır.
- Orta Doğu da ki çıkarlarını korumak istediği sürece, bölgede istikrarlı tek ülkenin Türkiye olduğunu her zaman anımsamalı, buna göre politikalar üretmelidir.
- Büyük Kürdistan hayalinden vaz geçmeli, aşiretler yerine istikrarlı, güçlü Türkiye ile eşit koşullarda iş birliği içine girmeli.
- Kuzey Irakta bir Kürt devleti kurarak aşiretleri başına bela edeceği yerde, bölgeyi Türkiye ile birlikte korumayı daha güvenli seçenek olarak kabul etmeli, buna göre politikalar üretmeli.
- Türkiye’nin, gereÄŸinde, Rusya, Orta Asya’daki Türk Devletleri, Çin ve Hindistan’la da iyi iliÅŸkiler kurabileceÄŸi göz ardı edilmemelidir
- Türkiye, kendi çıkarlarını korumak üzere Bölge devletleri ile daha sıkı bir işbirliği içine girebilir.
Irak’tan:
- PKK yı ülkesinde barındırmaktan, onlara üsler, barınaklar sağlamaktan, kaçınmalı terörist eylemleri yok etmek için PKK lıları sınır dışı etmelidir.
- İç huzursuzluklarını yok etmek ve bölünmeyi önlemek için Türkiye ile iş birliği yapmalı.
- Üniter bir devlet olduğunu kanıtlamak için sınırlarına hâkim olmalı, Giriş kapılarından yapılan her türlü kaçakçılığı engellemek üzere gerekli önlemleri almalı.
- Devlet ve Hükümet otoritesini ülkenin her tarafına hâkim kılmak için mutlak özgür ve bağımsız bir devlet olduğunun koşullarını Gerçekleştirmelidir
Teröristlerle başa çıkma:
- Kırsal alanda sıcak savaÅŸ vererek Irak’ta üslenen PKK nın yok edilmesi için, yine silahlı kuvvetlerin emir ve kuruluÅŸunda özel eÄŸitim görmüş, daÄŸ araç, gereç ve silahları ile donatılmış, Havadan desteklenen vurucu kuvvetler kullanılmalıdır.
- Şehirlerdeki teröristlerin yok edilmesi için Polis ve jandarma gücü olarak, yine özel eğitim görmüş, şehir içi çatışmalarda kullanılabilecek özel silah, araç ve gereçlerle donatılmış küçük timler halinde örgütlenen birlikler görevlendirilmelidir.
- Halkın tüm bu mücadelelere, aktif katılımı için eğitilmesi, Ulusal duygularının belli odaklarda toplanmasını ve kamuoyu oluşturulmasını sağlayıcı eylemlerde bulunması sağlanmalıdır.
- Her kademede kışkırtmalara, tahriklere, bozguncu hareketlere mutlak engel olunmalıdır.
Silahlı Kuvvetlerin Sınır Ötesi harekatı:
- Nedense Terörizm’le baÅŸa çıkmada, Yöneticilerde ve kamuoyunda daima silahlı kuvvetlerin harekâtı akla gelir. Åžu husus asla unutulmamalıdır ki, Terörizmle mücadele öncelikle Devlete ait bir konudur.
- Devlet, iç ve dış politikaları ile ağarlıklı olarak bu yönde odaklanıp, Yukarda açıklanan girişimleri, planlı, Programlı uygulayarak iç ve dış kamuoyunu oluşturur. Gerekli isteklerinin ilgililerce yerine getirilmesini talep eder. Davasında haklı olduğunu kabul eden devletlerin desteklerini sağlamak için anlaşmalar yapar.
- PKK tehdidinin müşterek oduğu komşu ülkelerle birlikte harekât için projeler üretir.
- Bütün bu girişimlerden sonra, Silahlı Kuvvetlerin sınır ötesi harekatı meşru hale gelir ve harp prensiplerinin gereği olan düşmanın ve onlara yataklık edenlerin yok edilmesi amacı ile silahlı kuvvetlere görev verilir.
- Görev verilirken dikkatten kaçırılmaması gereken ilkeler:
--- Harekât yapılacak arazinin doğal koşulları, harekâtı olumsuz etkileyecek iklim koşulları, baskın yapabilecek zaman ve ortamın uygunluğu, direnç noktalarının ve cinslerinin iyi saptanması uzmanlarca çok iyi değerlendirilmelidir.
--- Harekâtı uygulayan birliklerin yurt içinden sabote edilmesi etkili bir şekilde önlenmelidir.
--- Birliklerin harekât bölgelerinin gerisinde çok sıkı ve etkili güvenlik önlemleri alınmalıdır. Aksi halde gerideki olumsuz olaylar harekâtın hızını kesebilir.
--- Sınır ötesi harekâtın hedefi, sınırlarımızı rahatlıkla savunabileceğimiz bir hattın ele geçirilmesi olmalıdır.
Son olarak vurgulamak isterim ki; Hükümet, yirmi yıldır süregelen oyalama stratejisine son vermek için, nafile işlerle kendini, TBMM ni ve kamuoyunu meşgul etmeyi bir tarafa atarak, ciddi olarak bu hayati konuyu çözme iradesine sahip olmalıdır.
Ömer Lütfi EROL
General ( E )
0 yorum yazılmıştır