KERKÜK’E SAHİP ÇIKMA ZAMANI
KERKÜK’E SAHİP ÇIKMA ZAMANI
Mustafa Nevruz SINACI
24 Nisan 1995’de kurulan (ITC) Irak Türkmen Cephesi (Partisi) 24 Nisan 2007 Salı günü 12. yaş gününü çok sade, sessiz ve buruk bir törenle kutladı.
28 Nisan Cumartesi günü de, Ankara Tandoğan meydanında “Türkmenlere Destek” mitingi yapılacak.
Diğer taraftan, Ortadoğu' da "Siyaset Yosması" olarak bilinen Amerikanın kemik yalayıcısı Yahudi dönmesi (veya bir başka rivayete göre Ermeni asıllı) Barzani tahriklerini sürdürüyor. Meydan okuma ve küstahlık had safhada. Haddini aşma konusunda Türkiye’de vaki hiçbir olayı kaçırmıyor. Tıpkı Ermenistan, Ermeni diyasporası ve Yunanistan gibi, fırsat bu fırsat deyip yükleniyor.
Dolayısıyla Malatya’da yaşanan saldırı dünyanın gözünü tekrar Türkiye’ye çevirirken olay pek çok ülkede olduğu gibi Irak’ta da yankı buldu. Ancak Irak Kürt Bölgesel Yönetimi lideri Mesut Barzani’nin internet sitesi olarak bilinen Peyamner’in, söz konusu olayı “Dünya Haberleri” değil “Kürdistan Haberleri” bölümünde yayınlaması dikkat çekti.
Müslüman mahallesinde salyangoz satmaya kalkışan misyonerlere yönelik tertip (!) ve saldırı; “Kürdistan - Malatya’da Şok Cinayet” gibi çok kışkırtıcı ve düşmanca bir başlıkla duyuruldu. Mezkür internet sitesinin, Türkiye’nin ile bazı haberleri “Dünya” bazı haberleri de “Kürdistan” bölümünde yayınladığı dikkate alınırsa bunun ne denli hainane bir maksat ve ağır tahrik içerdiği açıkça anlaşılır.
Küstahlık ve haddini bilmezlik yalnızca Mesut Barzani’ye has bir özellik değil; Uzak geçmişi bir tarafa bırakalım, sadece çok yakın sürede vaki Talabani vukuatları dahi Türkiye için çok ağır tahrik, tehdit ve ithamlar meyanındadır. Buna mukabil Türkiye sadece bir nota verebilmiş, ona da henüz tatminkâr bir cevap alamamıştır.
Bunlar günün ve yapay gündemin olaylarıdır. Senaryo gereğidir. Bir de yıllardır ardı arkası kesilmeyen ve her biri Türk milletini derinden yaralayan, yüreğine oturan insanlık dışı hain saldırılar, katliamlar ve soykırım teşebbüsleri vardır. Şimdilerde Türkmen bölgelerinin demografik (nüfus) yapılarını değiştirmeye yönelik olarak yoğunlaşan gasp, işgal ve tehciri de dikkate alırsanız; Adeta, Musul, Kerkük, Süleymaniye, Erbil ve Telâfer Ermeni işgali altında sanırsınız. Çünkü ancak, benzer olaylar sözde medeni (!) dünyanın alçakça göz yumduğu ve en son Ermeni işgal, gasp ve soykırım bölgesi KARABAĞ’ı andırmaktadır.
Malum ve meş’um saldırıda binlerce Azeri Türk’ün hunharca katledildiği ve yaklaşık 800 bin kişinin yerinden yurdundan sürüldüğü acı bir gerçektir. Ve, bu acı her şeye rağmen bütün vehameti, ıstırap ve sıkıntıları ile halâ sürmektedir.
AB-ABD ve şerikleri (ortakları) sözde ‘medeni dünya’ denilen tek dişi kalmış, ahlâken ve insanen tefessüh etmiş, paraya tapan ve kanla beslenen vampirleşmiş kadavralardan hayır yok. Bunların el ve işbirliği ile Irakta yaptıkları malum ve ayândır. Ve dahi bilinmeli ki; Başta Somali, Srebrenika, Bosna-Hersek, Kıbrıs/Noel, Bulgaristan/Belena, Batı Trakya, Afganistan ve Türk-İslâm coğrafyasında yıllardı vaki katliam, soykırım, zorunlu tehcir, izolasyon, abluka ve ambargo gibi haksız, adaletsiz ve hukuksuz her türlü caniyane teşebbüs, tehdit ve tedhişin sorumlusu bu devletler (!) güruhudur.
Bütün Türk ve İslâm alemi bu insanlık dışı vahşet ve organize dehşetin farkındadır.
Artık, Türkiye de ‘farkında olmak’ zorundadır.
Farkında olmak, tedbir almak ve faillerin haddini bildirmek zorundadır.
Mukabele-i bilmisil Atatürk’ün vasiyetidir. Türk devlet geleneğinin vazgeçilmez icabı ve gereğidir. ‘Yurtta Sulh, Cihanda Sulh’ düşmanca bir teşebbüse misliyle mukabeleyi zorunlu kılar. Türk budur. Türkiye budur.
Türkiye; Dünya ve uzay Türklüğünün Kâbesidir.
Türkiye; Dünyanın neresinde bir Türk varsa, O’nu korumak ve kollamak görevi ile memur ve mükelleftir. Türk hükümetleri Türkçe düşünmek, Türkçe konuşmak ve Türkçe fiil ve harekâtta bulunmak zorundadır.
Bu zorunluluk, 2200 yıllık geleneği, bilgi, deha ve deneysel birikimi olan ve bu tarihi geleneği Başkomutan Mareşâl Mustafa Kemâl Atatürk’ün ilke, irşâd, emanet, vasiyet ve Türk inkılâbı ile taçlanan ‘Türk Ordusu’ içinde geçerlidir.
Atatürk’ün Türk Gençliğine Hitabı, Onuncu Yıl Nutku ve muhtelif vecizelerinde tam bir vukuf, basiret ve ferasetle ifade ettiği gibi; “Memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar, gaflet, dalâlet ve hattâ hıyanet (ihanet) içinde dahi olabilirler...” hitabı, henüz dağıtılmamış bir ORDU’ yu mutlak surette muhatap alır.
Kıçı kırık Rum-Yunan bunu tam bir şuurla yapar, Ermeni gerektiğinde yalan, dolan, iftira ve riya ile dünyayı ayağa kaldırır, İsrail bir askeri için savaş acar-saldırır, ABD 9 asker için kıtalararası baskın yapar ve İngiltere 15 asker için saldırı tehdidinde bulunur...
OYSA !...
Şimdi K. Irak’ta, Kerkük’te, Telâfer’de, Musul’da, Erbil’de yaşayan 3 milyon öz be öz Türk, TÜRKMEN kardeşimize yönelen alçakça bir soykırım tehdidi ve hazırlığı var. Düne kadar binlerce masum ve müsemma kardeşimiz alçakça-hunharca idam edildi. Evinden, barkından, yerinden, yurdundan sürüldü. Askerlerimizin başına mel’unlarca çuval geçirildi. Tarihi Türk topraklarında Türkiye’ye karşı terör örgütleri kuruldu, 40 bin dolayında masum, günahsız ve korumasız Kürt kardeşimiz ve Mehmetçiğimiz alçakça şehit edildi. Şimdi işgal altında olan ve kurtuluş savaşı veren dost ve kardeş Irak halkına ihanet eden bu şer ve şeytani unsurlar; Hain uzantılar oluşturup, içimizde sinsice örgütlenerek bağrımıza hançer soktular. Genel kurullarında İstiklâl Marşı yerine Ermeni ve Rum şarkıları çalan ihanet şebekeleri aynı bölgeden idare ediliyor, güç ve kuvvet alıyor ve Anavatan Türkiye’yi bölmeye, parçalamaya çalışıyor. Her karışından fitne, fesat, tehdit ve ihanet fışkıran bu Barzani ve Talabani karargâh alanından yayılan hıyanet ve melânete bu kadar müsamaha ve tahammül niye ?...
YETTİ ARTIK. “DUR” DEMEK ZAMANIDIR
Onurlu, özgür ve soylu bir yaşam hürriyet ve adâletle kabildir.
İstiklâl, Milli Egemenlik, Onur ve Adâlet Türk Milleti’nin karakteridir. Kaldı ki, hiçbir millet veya fert kendi “ırk’ının izmihlâlinden” yana olamaz. Türk Milleti, milletlerin efendisi, evrensel medeniyet ve adaletin hamisidir. Değil, burnumuzun dibinde, gözümüzün önünde; Cumhurbaşkanı adayımız Sayın ABDULLAG GÜL’ün dediği gibi “TAPUSU CEBİMİZDE” olan bir TÜRK DİYARININ izmihlâline, insan hakları ihlâline Türk sessiz kalamaz, AB kalsa bile; ORDU sessiz kalamaz, Hükümet kalsa bile; HALK sessiz ve ilgisiz kalamaz; Dahili ve harici bedhahlar ‘bu sesi’ bastırsa bile. Gün Kerkük ve bütün K.Irak Türklüğüne sahip çıkma günüdür. Yarın çok geç olabilir
Konu: Kerkük.
Kerküğe sahip çıkalım. Bu hükümet Kıbrısa bile sahip çıkamazken, ruma teslime uğraşırken, Kerküğe sahip çıkmasını beklemek hayaldir. Şunu hatırlatmadanda geçemiyeceğim. 1959 Kerkük katliamına kayıtsız kalan Menderes, bunun diyetini kendisi ve evlatlarıyla ödemiştir. Alalh kimsenin ahını yerde koymaz. Madem ABD.Dostudur. O halde dosttundan haksızlık yapmamasını istemelidir. Bu feryada kimse kayıtsız kalamaz. Burasıda milli bir davamız sayılır.
Bağlantı »