ANNE..
ANNE
İlk kundağın
Ben oldum, yavrum;
İlk oyuncağın
Ben oldum.
Acı nedir
Tatlı nedir... bilmezdin
Dilin damağın
Ben oldum.
Elinin ermediği
Dilinin dönmediği
Çağlarda, yavrum
Kolun kanadın
Ben oldum
Dilin dudağın
Ben oldum.
Belki kıskanırlar diye
Gördüklerini
Sakladım gözlerden
Gülücüklerini...
Tülün duvağın
Ben oldum!
Artık isterlerse adımı
Söylemesinler bana
"Onun Annesi" diyorlar...
Bu yeter sevgilim bu yeter bana!
Bir dediğini iki
Etmiyeyim diye öyle çırpındım ki
Ve seni öyle sevdim sana
O kadar ısındım ki
Usanmadım, yorulmadım, çekinmedim
Gün oldu kırdın...
İncinmedim;
İlk oyuncağın
Ben oldum.. Yavrum
Son oyuncağın
Ben oldum...
Layık değildim
Layık gördüler
Annen oldum yavrum
Annen oldum!
Arif Nihat Asya
anne üzerime kar gözlerime yaş yağdı
kabuslar soğuklar koridorda kaldı
acıttılar canımı can alışsada
kanımı akıttılar pembe toz duvarlara
atık dolu avuçlarım,zehir doldu dört yanım
güneşim sensim karardı umutlarım
hayallerim çalındı kupkuru bir daldayım
göster ruhumu boş kalsın mezar taşım
kararan umutlar yüzler soğuk
sokaklar sessiz üşüyorum anne
düşlerim yalnız ferah bir tuzak
çıkış yolu bulamadım kurtar anne
karanlık heryer aydınlık isyan
nerde bir ışık kalpleri ısıtan
maskeler yüzden inmez oldu
artık çok geç gidiyorum anne
sokaklar soğuk sokaklar benim
kaldırım yoldaş düşman evim
ışıklar söndü gözlerde hüzün
ümitleri aldım gidiyorum anne
umutlarım nemli gözlerim ıslak
bir çığlık düşünce tutsak
dertlerim,dertlerim şarap oldu
haberin olsun içiyorum anne
hayat bir oyun oynayan insan
dünya trajedi yönetime isyan
perdeler üstümüze çekildi
gözlerim karardı nerdesin anne
dünya yanlış sistem bozuk
ufak bir çocuk vücudu soğuk
ıssız sokaklar evleri olmuş
şimdi geldim dönüyorum anne
sıcak bir yuva bir tabak aş
ömrümüz bitti yok arkadaş
yine bu gece de yalnız kaldım
korkma sakın döneceğim anne
gözlerim kapandı istanbul sessiz
bir yıldız kayıyor habersiz
gözlerim ansızın buhar oldu
izin verirsen ölüyorum anne
----------------------------------------
SON SIĞINAK
Hayat perdenin arkasında;
Hayatın öte yakasında.
Şu gaflet yükü insana bak;
Kendinden varlık cakasında.
Ve aşksız yobaz... İşi gücü,
Namazla Cennet takasında.
Tam dört asırdır Müslümanlık,
Cansız etiket markasında.
Ku'ran kalbi kör ezbercide,
Din, üfürükçü muskasında.
Batı, Batı der çırpınırlar,
Batı tükürük hokkasında.
Makine dimdik demirden put,
İnsanoğlu ruh laçkasında.
Hürriyet nerde söyleyeyim:
Hakka esaret halkasında.
Zamanda herşey kopuk, kesik;
Biçkisi kader makasında.
Ey insan, sana son sığınak,
Son peygamberin hırkasında! N.FAZIL
0 yorum yazılmıştır