Abdulkadİr Geylanİ H.z TÜrbesİnden GÖrÜntÜler

Tanımlı Abdulkadİr Geylanİ H.z TÜrbesİnden GÖrÜntÜler

بِسْــــــــــــــــــــــمِ اﷲِارَّحْمَنِ ارَّحِيم / Bismillahirrahmanirrahim..

 




 
Allâhümme salli alâ Muhammed
Muhakkak ki Allah ve melekleri Peygamber’e hep salat ederler. Ey iman edenler! Siz de ona salat edin ve tam bir içtenlikle selam verin.”(Ahzab,56)
 



İki göz vardır ki, cehennem ateşi onlara dokunmaz : Allah korkusundan ağlayan göz, bir de gecesini Allah yolunda, nöbet tutarak geçiren göz.

Abdulkadiri Geylani Hz.    
 

 

ABDULKADİR-İ GEYLANİ (KSA) HAZRETLERİ'NİN HAYATI

ŞEYH SEYYİD, ŞERİF ABDÜLKADİR GEYLANİ (KSA) HZ.LERİ'NİN BABA TARAFI SOY ŞECERESİ

01.  Hz İmam-ı Ali [Necef]

02.  Oğlu Seyyıd İmam-ı Hasan [Medine]

03.  Oğlu Şerif Hasan-ül Müsenna (Şeyh Hasan Şazili ceddi)

04.  Oğlu Şerif Abdullah Muhid

05.  Oğlu Şerıf Musa El Cevni

06.  Oğlu Şerif Abdullah Sani

07.  Oğlu Musa Sani

08.  Oğlu Şerif Davud

09.  Oğlu Şerif Muhammed

10.  Oğlu Şerif Yahya

11.  Oğlu Şerif Ebu Salih Cengi

12.  Oğlu Şerif Abdülkadir-i Geylani [Bağdat] (Kadriyye Tarikatı Piri)

 

ŞEYH SEYYİD, ŞERİF ABDÜLKADİR-İ GEYLANİ (KSA) HZ.LERİ'NİN ANNE TARAFI SOY ŞECERESİ

01.  Hz İmam-ı Ali [Necef]

02.  Oğlu Seyyid İmam-ı Hüseyin [Kerbela]

03.  Oğlu Seyyid İmam-ı Zeynelabidin [Medine]

04.  Oğlu Seyyid İmam-ı Muhammed Bakır [Medıne]

05.  Oğlu Seyyid İmam-ı Cafer-i Sadık [Medine]

06.  Oğlu Seyyid İmam-ı Musa-i Kazım [Bağdat]

07.  Oğlu Seyyid İmam-ı Ali Rıza [Meşhed]

08.  Oğlu Şeyh Seyyıd Ca’fer-i Sani

09.  Oğlu Şeyh Seyyid Musa

10.  Oğlu Şeyh Seyyid Kemaleddin

11.  Oğlu Şeyh Seyyid Abdullah

12.  Oğlu Şeyh Seyyid Mahmud

13.  Oğlu Şeyh Seyyıd Cemaleddin

14.  Oğlu Şeyh Şeyyid Abdullah

15.  Kızı Seyyide Fatıma

16.  Oğlu Şeyh Seyyid Abdülkadir-i Geylani [Bağdat] (Kadriyye Tarikatı Piri)

(Allah hepsinden razı ve memnun olsun.. Cümlesinin ruhuna FATİHA...)

 

Seyyid Abdulkadir-i Geylani (KSA) Hz.leri kerametler sarayının eşsiz sultanı Zahir ve Batın ilimlerinin dipsiz denizi, gönlü eşsiz incilerle dolu hak kahramanı, iç gözlerine İlahi Nurun sürmesi çekilen Gavsu's Samedani, büyük İslam Alimlerinden ve evliyanın en meşhurlarından. Asıl adı "Muhyiddin". Künyesi: "Ebu Muhammed"dir. "Gavsul Azam", "Kutb-i Rabbani", "Sultan-ül Evliya", "Kutb-i A'zam", "Baz-ül Eşheb" gibi lakabları vardır. Neseb yönünden de sonsuzluk nebisine ulaşan nur neslinden doğumu ve doğduğu mübarek yer Hazer denizinin güneyinde, İran'ın Geylan kasabasının (Nif isimli köyünde) Hicreti Nebeviyye'nin 470. (M. 1077) senesinde, dünya bahçesine teşrif ettiler.

"İnne Biiznil-lahi Sultan-ür-rical. Cae fi Aşkin, teveffa fi kemalin." "Şüphesiz ki, insanların sultanı "aşk" ile geldi. "Kemal" ile vefat etti" manasına gelen beyitte: "Aşk" kelimesi ile Ebced hesabına göre (470) doğum tarihi ve "Kemal" kelimesi İle de 91 sene olan ömrüne işaret edilmiştir. Doğumlarından önce nice harikulade haller meydana geldi. Nasıl mı? Şöyle...

Hicri 470.nci yılı Ramazan ayının birinci gecesiydi. Babası Seyyid Ebu Salih yatağına uzanmış yatıyordu. Bir müddet sonra rüya aleminin kapısı kendine açıldı. Önüne tarifi imkansız bir yer çıktı. Orada Nebiler Nebisi (S.A.V), Sahabe-i Güzin ve bütün veliler toplanmıştı. Varlığın sebebi olan Cenabı Peygamber (S.A.V) Seyyid Salih'e: "Ya Ebu Salih! Ey benim evladım! Ne saadet sana ki, her şeye gücü yeten, her yerde hükmünü yürüten Yüce Allah (CC.) Hz.leri sana bu gece bir erkek evlad ihsan eyledi. Öyle bir evlad ki, müstesna bir varlık, rütbe ve derecesi bütün velilerin üstündedir. O benim evladımdır ve soyumdandır. O'nun derecesi ve şanı başkalarından çok üstün ve yüksek olacak" buyurarak müjdeledi.

Sabah olur olmaz Seyyid Salih yatağından fırladı. Gönlü gözü sevinç ve sürurla dolmuştu. İşte o gün Seyyid Abdülkadir-i Geylani (KSA) Hz.leri dünyaya teşrif etmişlerdi. Seyyid Salih her tarafından nurlar ve ışıklar çağlayan bu müstesna bebeği kucağına alıp dakikalarca kokladı ve sevdi. Gerçekten de o aşk ile geldi ve aşk ile ömür sürdü. Ömür nefeslerinin incilerini gökyüzününün aydın güneşi gibi pırıldattı. 91 senelik ömründe hep ilahi aşk ile yandı. Gece gündüz Kabe mumu gibi ışıklar saçtı. Annesi Fatıma binti Ebu Abdullah Seyyidedir. Geylan kasabasının büyük şeyh ve zahidlerinden biriydi.

Hz. Pir Abdulkadir-i Geylani (KSA) Hz.lerinin babası Hz. İmam-ı Hasan (ra.Hz.)leri'nin oğlu olan Hasen-i Müsenna'nın oğlu Abdullah'ın soyundandır. Bu Abdullah'ın annesi, Hz, İmamı Hüseyin (ra.Hz.)leri'nin kızı Fatımadır. Hem baba tarafından, hem de ana tarafından Peygamberimizin (SAV) Efendimizin soyundan olup, hem Şerif hem Seyyiddir. Annesi ve Babası evliya idiler.

Abdulkadir-i Geylani (KSA) Hz.leri fıkıh ve hadis ilimlerinden müctehid idi. Tasavvufta ise yüksek bir evliya ve mürşidi kamillerin en başta gelenlerindendir. Annesi şöyle anlatmıştır:  "Oğlum Abdulkadir doğduğunda, Ramazanı Şerif başlamıştı. Birinci gün, imsak vaktinden güneş batıncaya kadar süt emmedi. Bu hali diğer günlerde de devam etti. Ramazanı Şerif boyunca gündüzleri hiç süt emmedi. Anladım ki, Ramazanı Şerife hürmet ediyor. Oruç tutuyordu." Ondan sonraki Ramazanın başlayıp başlamadığı keşfedilemeyince nur yumağı çocuğa dikkat ettiler. Güzeller güzeli bebek o gün yine süt emmedi. Tahkik edildi, anlaşıldı ki, o gün Ramazanın birinci günüymüş. Diğer Ramazan başlarında da halk hava bulut olduğundan dolayı Ramazanı tesbit edememişlerdi. Çocuğunun bu meziyetlerini bilenler "Ramazanı tesbit edemedik, Abdulkadir bu gün süt emdi mi?" diye sordular. "Ey Allah'ın (CC) Hz.leri'nin kulları. Size müjdeler olsun ki, oğulcuğum bugün süt emmedi"dedi.

Onun çocukluğu hiçbir çocuğun haline benzemiyordu. Dünya bahçesine gelir gelmez Hak yolunda yürümeye başlamıştı. Onun iç gözlerine Hikmet Sürmesi Hak eliyle çekilivermisti. Abdulkadir-i Geylani (KSA) Hz.leri doğmadan önce, Bağdatta bulunan Alim ve Evliya zatlar, onun doğacağını müjdelemişlerdir. Seyyid Abdulkadir-i Geylani (KSA) Hz.leri, önce doğduğu yerde ilim öğrenmeye başladı. Daha küçük yaşta iken Kur'an-ı Kerim'i ezberledi.

Vefâtı: Abdülkâdir-i Geylânî hazretleri vefât edeceği sırada, oğullarına buyurdu ki: "Yanımdan ayrılın! Çünkü zâhirde, görünüşte sizinle, bâtında sizden başkasıyla yâni Allahü teâla ile berâberim." Yine o esnâda buyurdular: "Yanımda sizden başkaları da vardır. Onlara yer açın. Onlara edebi gözetin. Burada büyük rahmet vardır. Onları sıkıştırmayın!" Yine; "Aleyküm-üs-selam ve rahmetullahi ve berekâtühü. Allahü teâlâ beni ve sizi magfiret etsin! Allahü teâlâ benim ve sizin tövbelerimizi kabûl etsin!" Bir gün bir gece hep böyle buyurdular.

Oğlu Şeyh Abdürrezzâk anlatır:


Gavs-ül âzam, o esnâda, ellerini kaldırıp, uzattı ve; "Ve aleyküm selâm ve rahmetullahi ve berekâtühü! Tövbe ediniz!" buyurdu.

Vefât ederken iki defâ; "Allahümme refîk al a'lâ." deyip; "Size geliyorum, size geliyorum." buyurdu. Tekrar buyurdu ki: "Durun!" Bunun ardından, ona ölüm ve sekerât hâli geldi. Bu hâlde iken; "Bana kimse bir şey sormasın. Ben, Allahü teâlânın ilminde bir hâlden başka bir hâle geçmekteyim." buyurdu.

Son anlarında, oğlu Abdülcebbâr; "Babacığım, bedenin acı duyuyor mu?" diye arz edince; "Bütün uzuvlarım acı içindedir. Yalnız kalbimde hiç acı ve elem yok. O, Allahü teâlâ iledir." buyurdu.

Oğlu Şeyh Abdülazîz; "Hastalığınız nasıldır?" diye sorunca; "Benim hastalığımı, insan, cin ve meleklerden hiçbiri bilmez ve anlayamaz. Allahü teâlânın ilmi, hükmü ile nâkıs olmaz. Hüküm değişir, ilim ise değişmez. Allahü teâlâ, dilediğini siler, dilediğini yazar. Ümm-ül-kitab O'ndadır, O'na yaptığından suâl olunmaz. Kullara ise, yaptıkları sorulur." buyurdu.

Daha sonra; "Kudret ile hâkim, kullarına ölüm ile gâlib olan Allahü teâlâ, her ayıp ve kusurdan münezzehdir. Lâ ilâhe illallah Muhammedün Resûlullah!" Sonra da; "Allah Allah Allah..." deyip sonra sesini kesti, dilini damağına yapıştırıp, mübarek rûhunu teslim eyledi.

Vefâtı büyük bir üzüntüyle karşılandı. Cenâze namazını kılmak üzere, görülmemiş bir kalabalık toplandı. Cenâze namazını oğlu Abdülvehhâb kıldırdı. O kadar insan toplanmıştı ki, kalabalık sebebiyle ancak gece defn edilebildi. İnsanlar, büyük kalabalıklar hâlinde ziyâretine geldiler. Bu ziyâretler günlerce devâm etti.

Abdülkâdir Geylânî hazretlerinin kız ve erkek pek çok çocuğu vardı. Nesli onlar vâsıtasıyla dünyânın çeşitli yerlerine Mısır, Kuzey Afrika, Endülüs (İspanya), Irak, Suriye ve Anadolu'da yayılmıştır. Oğullarından Ebû Abdurrahmân Şerefeddîn Îsâ Mısır'a hicret etmiş olup şimdi Mısır'daki Kâdirî şeriflerin dedesi odur. Torunları, Kuzey Afrika'da daha çok Şerif ve Şurefa gibi isimlerle, Irak, Suriye ve Anadolu'da ise Seyyid ve Geylânî diye anılmaktadır.

Eserlerinden bâzıları şunlardır:

1) El-Gunye li-Tâlibî Tarîk-ıl Hak: Îmân, ibâdet ve ahlâkî konuları ihtivâ eder. 2) El-Fethurrabbânî vel-Feyz-ur-Rahmânî: Vâzlarından meydana gelir. 3) Fütûh-ul-Gayb: Bu eser vâzlarından ve oğlu Abdurrezzak'a vasiyetinden meydana gelir. 4) El-Fuyûzâtu'r-Rabbâniyye fî Evrâd-il-Kâdiriyye: Duâ ve virdlerden meydana gelir. 5) Mektûbat: On beş mektuptan meydana gelir.

 

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Kalıcı Bağlantı Yorum (2) Yorum yaz!

« Önceki :: Sonraki »

Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder!

2 yorum yazılmıştır
  1. Yazan: mustafa inan | Tarih: 2009-08-10 14:47:46
    Konu: gavzu azam kadri tarikatının piri abdulkadir geylani
    kurban olam gavzum pirim abdulkadir geylani efendimizin soyundan evliyaların şeyhlerin piri kurbam olam senin senin yedi ceddine ağirette yaradan rabbim bizleri resullaha sav sana komşu eylesin amin. abdulkadir geylani hazretlerinin ve cümle evliyaların ruhu için el fatihayı salavat

    Bağlantı »

  2. Yazan: mustafa inan | Tarih: 2009-08-10 14:46:49
    Konu: gavzu azam kadri tarikatının piri abdulkadir geylani
    kurban olam gavzum pirim abdulkadir geylani efendimizin soyundan evliyaların şeyhlerin piri kurbam olam senin senin yedi ceddine ağirette yaradan rabbim bizleri resullaha sav sana komşu eylesin amin. abdulkadir geylani hazretlerinin ve cümle evliyaların ruhu için el fatihayı salavat

    Bağlantı »

Yorum yaz!