'Türkçe'yi kullanmayın, yoksa dünyadan uzaklaşırsınız!&#

Yabancı dilde eğitim Türkiye'de nasıl başladı?
Yabancı dilde eğitim Türkiye'de nasıl başladı?
'Türkçe'yi kullanmayın, yoksa dünyadan uzaklaşırsınız!'
 

 Türkçedeki Bozulma ve Yabancılaşmanın Araştırılması, Türkçenin Korunması ve Etkin Kullanımı İçin Alınması Gereken Önlemlerin Belirlenmesi Amacıyla Kurulun TBMM Araştırma Komisyonu, emekli öğretim üyesi Prof. Dr. Aydın Köksal’ı dinledi.
      Bilişim ve Ticaret Limited Şirketi’nin Genel Müdürü de olan Köksal, "bilişim", "bilgisayar", "yazılım" ve "donanım" gibi bilişim alanında kullanılan 2500 Türkçe kelime geliştirdiğini belirterek, "Bilişim alanında geliştirdiğim Türkçe sözcüklere o dönem özellikle üniversite profesörleri karşı çıktı. Ama bu kelimeleri halk benimsedi ve sonradan kullanıldı" dedi.
      Türk bilişim sektörünün dünyayla yarışacak kadar gelişmiş bir alan olduğunu vurgulayan Köksal, "Dünyada kendi milli bankaları için milli yazılım üreten üç ülke var. Bunlar ABD, Japonya ve Türkiye" diye konuştu.
      Üniversitelerin bilişimle ilgili çeşitli bölümlerinden şimdiye kadar 132 bin kişinin mezun olduğunu ve bu sektörden 850 bin kişinin ekmek yediğini anlatan Köksal, "Türkiye’de belki de Türkçenin en fazla kullanıldığı alan, bilişim sektörüdür" dedi.
      Türkçenin yapısının sağlamlığına dikkati çeken Köksal, "Türkçe, eşi emsali olmayan bir bilim dilidir aynı zamanda. Dil olarak Türkçemiz, İngilizceye her yönden fark atar" diye konuştu.
     
     YABANCI DİLLE EĞİTİM
      Genç bir mühendisken DPT’te görev aldığını ve 5 yıllık planların hazırlanmasında da görev yaptığını anlatan Köksal, "Yabancı dille eğitimi, bize ABD’li uzmanlar önerdi. Bize, ’Türkçeyi kullanmayın, yoksa dünyadan uzaklaşırsınız, uygarlıkla bütünleşemezsiniz’ dediler. Maalesef devlet yöneticilerimiz de bu önerilere uydu" dedi.
      Yabancı dille eğitimin yaygınlaşmasının yarattığı tehlikeye dikkati çekmek için kitap da yazdığını kaydeden Köksal, şunları söyledi:
      "Türkçede bir kirlenmeden bahsediliyor. Türkçede kirlenme yok... Türkçe çöküyor. Türkçe, kendisini ölecek diller arasında ilan etti. Üstelik bunu da devlet eliyle yapıyor. Eski bir YÖK Başkanı, ’Türkçe bilim dili olamaz’ dedi.
      Osmanlı döneminde halkın yüzde 90’ı okur-yazar değildi. Bu yüzden Türkçe halk arasında korunmuştur. Fakat şimdi durum tam tersi. Aydınlarımız, gençlerimiz ve yöneticilerimiz, Batı’nın propagandalarına teslim oldular. Bazı insanlar, ’Türkçedeki Ğ,Ş Ö ve Ü harflerinden iğreniyoruz’ diyorlar.
      Eğer bir 20 yıl daha üniversitelerde yabancı dille öğretim devam ederse, Türkçe, silinme tehlikesiyle yüz yüze kalacak."

MİLLİYET

Yorum (yok) Yorum yaz!

TÜRK DİLİ ÜZERİNE..

MAİL Mİ YOKSA E-POSTA MI ?
*Sorgulanmayan hayat yaşanmaya değmez - Sokrates
Büyük mütefekkir merhum Cemil Meriç şöyle der: "Kamusa uzanan eller namusa uzanır; dil de bir milletin namusudur!"


Birbirimizle anlaşmayı, iletişimi sağlayan doğal vasıtadır dil. Kendi kuralları içinde yaşar ve gelişme gösterir. Dil, bir milleti oluşturan unsurların başında gelir. Milleti koruyan, bir arada tutan sosyal ve milli bir müessesedir.


Güzel Türkçemiz Türk Milletinin sesi, duygu ve düşünce hazinesidir. O hazine içerisinde bu necip milletin milli kahramanları, hatıraları, düğünleri, yasları, aşkları, duaları, türküleri, atasözleri, masalları, hikâyeleri, bilmeceleri, kitabeleri, destanları, kahramanlıkları, acıları, sevinçleri, kısaca maddi ve manevi değerleri saklıdır.


Dünyanın en zengin, en güzel ve en büyük dillerinden birisidir güzel dilimiz. Her Türk genci güzel Türkçemizi en değerli varlık olarak sevmeli, ona saygı göstermelidir. Dilimizi içten ve dıştan gelebilecek zararlı etkilerden ve zorlamalardan korumalıdır. Milletinin bekasını da burada görmelidir. Bu yüzden onun kadrini, kıymetini bilmelidir. Çünkü dil nesiller arasındaki kültür aktarımında köprü görevi görmektedir. Bu köprüyü sağlam tutmak zorundayız. Sadece kulaktan dolma, çevreden edindiğimiz bilgilerle kalmayıp, Türkçemizin bağlı olduğu kuralları kullanarak konuşmalı ve yazmalıyız. Zaten iyi konuşmak ve yazmak için bu şarttır.
Son yıllarda toplumumuzdaki yabacı dil özentisi giderek yaygınlaşmaktadır. Yabancı kelimeler artık caddelerimizi, kitaplarımızı, gazetelerimizi, dergilerimizi, televizyonlarımızı işgal eder hale geldi. Peki bizler ne yapıyoruz bu noktada? Kimse alınmasın gücenmesin! Bizler hala e-mail diyoruz e-posta demek varken! Bir sele kapıldık gidiyoruz. Oysa ki direnmeli, gayret etmeliyiz. Bakın bir bilgisayar kelimesi ne güzel yerleşti dilimize. Artık hiçbirimiz computer (kompüter) demiyoruz. Bu güzel bir örnektir. Teknoloji geldiği yerin kültürünü de birlikte getiriyor. Bundan dolayı dikkatli olmalıyız. Bu noktada milli hassasiyetlerimiz devreye girmeli. Gelen teknolojiyi Türkleştirmeliyiz.
Büyük şairimiz Yahya Kemal “Türkçe ağzımda anamın ak sütü gibidir” der. Okullarımızda çocuklarımıza Türkçemizin güzel ve estetik örneklerini okutarak ana dillerinden tat almalarını sağlamalıyız.


Küreselleşme uğruna hiçbir Avrupa ülkesi ana dilinden taviz vermiyor. Özellikle bu konuda çok tutucu davranıyorlar. AB ülkelerinin ürünlerine yabancı isim vermediklerini, tabelalarında yabancı isim kullanmadıklarını, dillerine büyük özen gösterdiklerini hepimiz biliyoruz artık. Ülkemizde ise son yıllarda büyük bir hızla, yabancı isim kullanan işyerlerinin sayısı artıyor. İşin acı tarafı ise bu işyeri sahiplerinin öz be öz Türk evlatları olması. Lütfen bu konuda duyarlı olalım.


Geçenlerde web sayfaları arasında dolaşırken Beşir Ayvazoğlu hocanın bir yazısına rastladım. Yazının başlığı şöyle: Türkçe’nin Kaybolan Sesleri. Şimdi sizlere o yazıdan kısa bir bölüm arzetmek istiyorum. Birlikte okuyalım ve hal-i pür melâlimizi düşünelim beynimizi zonklatırcasına. Şöyle diyor Beşir Ayvazoğlu: “Bugünkü Türkçe, tarih içinde kazandığı bütün incelikleri ve ses zenginliklerini geride bırakmıştır. Artık konuştuğumuz Halid Ziya'ların, Hamdullah Suphi'lerin âhenkli Türkçesi değil, ağzımızda geveleyip kekelediğimiz bir Türkçedir. Maalesef!” Üniversitede okuyan öğrencilerimiz, Mehmet Akif’i, Tevfik Fikret’i, Ömer Seyfeddin’i anlayamayacak durumdadır.


İnternet artık çağımızın en önemli ve vazgeçilmez iletişim araçlarından birisi oldu. Buradan sevgili gençlere bir çağrıda bulunmak isterim. Gelin interneti Türkçeleştirelim. Israrla Türkçe kelimeler kullanalım, bu konuda duyarlı olalım. Gelin biz, kendimiz olalım.


Şu zavallı merkez kelimesinin başına gelenlere bakalım birlikte. Şehir merkezi ”centrum” olmuş. Her yer maşallah “center” den geçilmiyor. Eskiden Büyükşehirlerde vardı, şimdi küçücük kasabalara da yayıldı. Halı center, güzellik center, müzik center , Kebap center v.b.
Superler, starlar, super starlar, megalar, hiperler, onlineler, offlineler ve daha niceleri hayatımızın her anını işgal etti. Bizim mahallenin zavallı Kanaat Bakkaliyesi Nuri dayı inatla tabelayı değiştirmedi. O hala ben ayaktayım güler yüzümle, veresiye defterimle, akide şekerlerimle, tabelamla diyor.


Ne oldu bizim “basın” kelimesine? Basın kelimesinin ne suçu vardı da alkışlarla yerine “media (medya)” kelimesini getirdik?
Bizim bazı harflerimiz var bir kenarda ağlayıp dururlar. Mesela “Ş” ve “Ç” harfleri bunlardan ikisi. A,B,C,D şıkları olur da neden Ç şıkkı olmaz? Paşayı pasha, çileği chilek yazmanın mantığı nedir?
Bir de şu cümleyi okuyalım: ” “E-mailime attach ettiğim file’ı iki kez clickleyerek download et; programı kompüterinde install et; istersen Ahmet’e de
forwardlayıver.”
Değerlendirme yerine reyting, ana haber sunucusu yerine
anchorman, başlık yerine manşet, koruma yerine bodyguard, başlangıç yerine start, sonuç yerine skor, tasarım yerine dizayn, cepten cebe yerine cep to cep, destekçi yerine sponsor kelimelerini kullanmaya devam ediyoruz.


Dildeki yozlaşmaya yol açan nedenlerin başında kitle iletişim araçları gelmektedir. Radyo ve televizyonlardaki genç sunucularımızın güzelim İstanbul Türkçesini bırakıp da Amerikan aksanıyla yeni bir Türkçe yaratma çabalarını düşünmeli ve sorgulamalıyız. Bu anlayışı bilim insanlarımızdan esnafımıza kadar herkes değiştirmeye çalışmalıdır. Neden Türkçemiz bozuluyor, neden yanlış Türkçe konuşuluyor, neden kimse sormuyor, neden uyaran yok, neden kimse dilini koruma çabasında değil?


Uğruna binlerce şehit verdiğimiz ve vermekte olduğumuz bu vatanda, bugün dilimizi ve kültürümüzü bombalayanlar var. Türkçe dinlemiştir yüzyıllarca bu cömert topraklar, Türkçe öğrenmiştir. Başka dil bilmez bu topraklar!


Su gibi dupduru Türkçe gerek bize tıkanan fikir yollarını söküp açmak için! Yazarken, okurken, konuşurken Türkçe için, dünyanın en güzel dilini yaşatmak için gayret gösterelim. Unutmayın dili gidenin vatanı da gider, dini de gider!


KAYNAK: www.fizikdunyasi.com

Yorum (yok) Yorum yaz!

www.vatanbir.org

Yorum (yok) Yorum yaz!

www.vatanbir.org

                        www.vatanbir.org                                                                                


  

Yorum (yok) Yorum yaz!

TABELA KİRLİLİĞİNE KARŞI

TABELA KİRLİLİĞİNE KARŞI --Sokaklarımız artık bir sömürge ülke görünümüne bürünmüştür. Kendi dilimizde işyeri ismi bulabilmek, neredeyse mümkün değildir. Bu konuda duyarlı topluluklar ve kişiler işyerlerinin Türkiye'ye yakışır bir isime sahip olması için çok büyük çaba harcamaktadırlar. Fakat bu isim değiştirme etkinlikleri çok uzun zaman, çok büyük emek ve çok sayıda çalışan gücü istemektedir. Ayrıca bütün bu emeklere karşın Türkiye'nin her tarafında yabancı isimli işyerleri kelimenin tam anlamıyla bölünerek çoğalmaktadır.

Peki, bir Türk neden işyerine Fransızca, İspanyolca, İngilizce isim koyar?

Türkçemiz mi yetersiz?

Bu diller 2. dilimiz mi?

İşyerlerine yabancı isim koyanlar, Türkçe için günlerini harcayan kişilerden Türkçesini, tarihini, kültürünü kısacası ülkesini daha mı az seviyorlar?

Peki, ülkemizi tehdit eden tehlikeler konusunda saatlerce yorum yapanların, işyerlerine yabancı isim koyarak ülkemizin en büyük değeri olan Türkçeyi bozmaları bir çelişki değil midir?

İşyerine Yabancı isim verenler acaba çocuklarına da yabancı bir isim verirler mi?

Türkçemizi kirleterek işyerlerine yabancı isim verenler, Türkiye'mizin geleceğine bilmeden tehlikeye atmaktadırlar. Çok kısa bir süre sonra çocuklarıyla Türkçe konuşarak anlaşamadıklarında acaba Türkçeyi bozdukları için pişmanlık duyacaklar mı?

Henüz hiçbir şey kaybetmedik. Ne ülkemiz gitti elimizden ne de Türkçemiz. Sadece içine düştüğümüz özenti hastalığından kurtulmamız gerekiyor.

Sayın işyeri sahipleri, yabancı isim koymak size bir üstünlük getirmemektedir. Size Türk insanı para kazandırmaktadır. Müşterilerinizin diline saygılı olunuz! Türkiye'mizin aydınlık geleceği için Türkçemizin kurtuluş mücadelesinde üzerinize düşen görevi yapınız.

Yeni açılacak işyerleri sahipleri, yerinizin ihtiyaçlarını hesaplarken Türkiye'nin ihtiyaçlarını da hesaplayın. Türkiye; Türkiye için Türk insanına hizmet edecek Türkçe isimli tabelalar istiyor. İşyerinize Türkçe isim verin ki örnek olun ve bulunduğunuz sokağı Türkçenin ışığıyla aydınlatın.

Gösterilen bütün tepkilere rağmen ismin Türkçeleştirmeyen, gözümüzün içine baka baka gözbebeğimizi yıpratan işyerlerine tepki zamanıdır. Türk halkı artık çözüm bellidir. Yabancı isimli işyerlerine gitmemeye çalışalım, alışverişlerimizi oralardan yapmayalım, paramız Türkçe isimli işyerlerinde kalsın.

Türkçe için kaygı duymayanlar, ticari kaygı duyacaklardır. İsmi yabancı sözcüklerden oluştuğu için müşterilerini kaybedenler, bu tavrımızla işyerlerinin adını Türkçeye dönüşeceklerdir. Tepkimizi belirtmemize rağmen bizleri önemsemeyen hiçbir yeri artık önemsemiyoruz. Mümkün oldukça Türkçe isimli yerlere gidiyor, Türk markaları alıyoruz.

Artık bir yere girerken kalitesinden çok ismine bakmak gerekiyor. Birliğimize yabancı isimli işyerlerini ve buraların iletişim adreslerini gönderebilirsiniz. Ağ sayfasında hepsini yayınlayıp isimlerinin değişmesini isteyeceğiz. İsimlerindeki yabancı sözcükleri kaybetmezlerse para kaybedeceklerini gösterelim.

Dilimize, ülkemize sahip çıkma zamanıdır.



Saygılarımızla

__________________

" Ben sadece bir kişiyim, ama bir KİŞİYİM.Her şeyi
yapamam ama bir şeyler yapabilirim.Her şeyi
yapamayacağım bahanesiyle yapabileceğim şeyleri
yapmayı reddetmem.Yapabileceğimi yapmam gerek ve
Yapmam gerekeni ALLAH"ın izniyle YAPACAĞIM!!!

Yorum (yok) Yorum yaz!

Türkçe Yasası'na destek İmza Kampanyası

Yorum (yok) Yorum yaz!

TÜRK HARFLERİNİN KABUL VE TATBİKİ HAKKINDA KANUN


TÜRK HARFLERİNİN KABUL VE TATBİKİ HAKKINDA KANUN
Kanun Numurası : 1353
Kabul Tarihi : 01/11/1928
Yayımlandığı R.Gazete : Tarih : 03/11/1928 Sayı: 1030
Yayımlandığı Düstur : Tertip: 3 Cilt: 10 Sayfa: 3

Madde 4 : Halk tarafından vakı müracaatlardan eski Arap harfleriyle yazılı olanlarının kabulü 1929 Haziranının birinci gününe kadar caizdir. 1928 senesi Kanunuevvelinin iptidasından itibaren Türkçe hususi veya resmi levha‚ tabela‚ ilan‚ reklam ve sinema yazıları ile kezalik Türkçe hususi‚ resmi bilcümle mevkut‚ gayrı mevkut gazete‚ risale ve mecmuaların Türk harfleriyle basılması ve yazılması mecburidir.
YANİ
Madde 4 : Halk tarafından yapılan başvurulardan eski Arap harfleriyle yazılı olanlarının kabulü 1 Haziran 1929 gününe kadar geçerlidir. 1928 yılındaki kanunun başlangıcından itibaren Türkçe özel veya resmi levha‚ tabela‚ ilan‚ reklam ve sinema yazıları ile aynı biçimde Türkçe özel‚ resmi bütün süreli‚ süreli olmayan gazete‚ kitapçık‚ broşür ve yayınların Türk harfleriyle basılması ve yazılması zorunludur


__________________

Yorum (yok) Yorum yaz!

Dİkkat! TÜrkÇemİzİ Dogru Kullanalim! Kullanmayanlari Uyaralim!

                      Dİkkat! TÜrkÇemİzİ Dogru Kullanalim! Kullanmayanlari Uyaralim!


     Türkçenin Üstünlükleri 
Türkçe diğer dillerden üstün bir dil olduğu tarışılmaz bir gerçekken nedense bunu kendimize dahi inandırmanın güçlüklerini yaşıyoruz. Yüzyıllardır bu kadar hor görülmesine rağmen hala ayakta durabiliyorsa bu durum en başta dilimizin ne kadar güçlü olduğunu göstermez mi? Bir gün Türkçenin üstünlüklerini arkadaşlarımla konuşurken içlerinden biri "Türkçe bizim kendi dilimiz onu savunmak ve korumak için üstün olması gerekmez" demişti. Evet çok haklı üstün olmasa da sahip çıkmamız gerekirdi çünkü bizim dilimiz. İşte size tesbit edebildiğimiz kadarıyla Türkçenin üstünlüklerini anlatan bir kaç madde..

1-Önce insan: Dünyadaki yaygın dillerin bir çoğunda insan ile eşya arasında fark yoktur, cinsiyet ayırımı vardır. Oysa Türkçemizde bütün insanlar eşittir ve diğer doğa varlıklarından farklıdır. Örnek olarak şu cumleye bakın "İnek ve yavrusu otluyor." Benzeri bir cümlede özne insan olduğunda şu şekil oluşacaktır "Anne ve çocuğu yemek yiyorlar." Bu iki cümle birbirlerine çok benziyor fakat dikkat ederseniz yüklemin sonunda lar takısı sadece insanlar sözkonusu olduğunda ekleniyor. Bir dilin insana önem vermesi ve cinsiyet ayrımı yapmadan her insanı eşit kabul etmesi üstün bir özellik değil de nedir. En azından bu özellik sayesinde sözlerinde üçüncü tekil şahıs geçen bütün şarkılar ve türküler hem kadınlar hem de erkekler tarafından rahatlıkla söylenebilmektedir.

2-Kelime türetme yeteneği: Eklemeli dillerin en güzel özelliklerinden biri kelime üretme imkanlarının çok geniş olmasıdır. Kökten kelime türetildiği gibi türetilmiş kelimelere yeniden ekleme yapma imkanı bulunmaktadır.

3-Türkçede kelimelere vurgu sayesinde anlatım gücü çeşitliliği sağlanabilir. Örneğin "Onu buradan atmalıyım". Cümlesinde her kelimeye ayrı ayrı vurgu yapalım, göreceğiz ki hangi kelimeyi vurgularsak o unsura daha fazla dikkat çekmiş oluyoruz. Kimi buradan atmalısın? Sorusuna yanıt "Onu buradan atmalyım". Onu nereden atmalısın sorusuna yanıt; Onu buradan atmalıyım. Onu ne yapmalısın sorusuna yanıt; Onu buradan atmalıyım.

4- Gizli sözcük zenginliği: Türkçede genelde kullanılmayan bir çok gizli kelime vardır. Genelde kullanılmayan kelimeler dilin parçası sayılır mı hiç diyeceksiniz. Başka dillerde sayılmayabilir ama Türkçede sayılmalıdır. Eğer bir kişi bu gizli kelimeyi kullanacak olursa karşıdaki de bunu anlayacak olursa nede sayılmasın. Sözcük köklerini ve isim yapan ekleri terketmediğimiz sürece gizli kelimeler de bizi terketmez, her an kullanılmayı beklerler. Türkçenin binlerce yıl ayakta kalabilmesinin sırrı da belki burda yatmaktadır. Türkçede atıl bekleyen kelimeler o kadar çoktur ki bazı dillerin kelime sayısından bile fazladır. Gizli olan ve olmayan kelimelere örnek verelim; Ver kökünden vergi türetilmiştir günümüzde kullanılmaktadır yani gizli bir kelime değildir, oysa al kökünden algı kullanılmamaktadır, "dilenci insanlardan algı topluyordu" cümlesi sizce ne manaya geldiği az çok anlaşılmıyor mu algı= sadaka değil mi?. Duy kökünden duygu, gör kökünden görgü kullanılmaktadır, dur kökünden durgu ise kullanılmamaktadır. "Trafik durgusuna yakalandım" gibi bir cümle kurduğumuzda (ilk defa kullanıldığı için tuhaf gelebilir) bu cümlenin de ne manaya geldiğini anlayabiliriz. Gizli kelimelerim sayısı sadece köklerle sınırlı değil, bir ekle yetinmeyip ikinci ve üçüncü eklemeler yaparak aynı kelime üzerinde kelime türetme olasılık sayısını arttırmak mümkündür. Durguluk, durguç, durgucuk vs.

5- Kelime haznesi konusunda gizli kelimelerin katkısından yukarıda bahsetmiştik. Bir de kelime haznesini artıran fakat bir çoğu sözlüklerimizde yer almayan Türkçenin cümle içindeki geçici kelimeleri vardır. "Sigarasında bir kaç içimlik yer kalmıştı" cümlesindeki içimlik kelimesinde olduğu gibi.
6- Türkçede kelimeler cümle içinde çok değişik yerde kullanılabilir. Cümledeki yerine bağlı olarak farklı bir anlam kazanan cümle aynı kelimelerle değişik ifadeler sağlamaktadır . "Gökteki yıldız parlıyordu" ile "Yıldız gökte parlıyordu" aynı anlamı taşımaz. Bu şekilde kullanımlar Türkçede çok yaygındır. Bir çok dilde ise kelimelerin yerini değiştirmek hem kolay değildir hem de değiştirilse bile anlamda farklılık meydana gelmez.
7-Türkçe kendini ispat etmiş en eski diller arasındadır. Doğal şartlara uyum gösteremeyen canlı türleri yok olmaktadır. Türkçe terkedilmeye çalışılmış (osmanlıcada olduğu gibi) fakat kendini toparlayıp yeniden canlanmıştır. Günümüzde Türkçe kadar köklerine bağlı bir dil çok azdır. Avrupa dillerinin geçmişi 400-500 yıllıktır. Belki 200 yıl sonraki dünya yüzeyinde birbirini anlamayan fakat ingilizce konuşan değişik halklar olacaktır çünkü bu gün dahi ingilizce çok yerde farklılaşmaktadır. Zaten latince aynı akibete uğrayarak çatallaşmış fransızca, almanca, ingilzce dilleri meydana gelmişti. Türkçe yine köklerine bağlı olarak ayakta durabilecetir ( yeter ki terkedilmesin). Binlerce yıl geçmesine rağmen dünyadaki Türkçe konuşan insanların dilleri latin dillerindeki örnekteki gibi ayrı diller olarak değil farklı lehçeler olarak kabul edilmektedir.
8- Türkçe olduğu gibi yazılan-yazılabilen bir dildir. Bir sesi ifade ederken tek bir harf kullanılmaktadır. Bu açılardan okuma yazma öğrenimi, proğramlama dili (henüz ciddi bir çalışma yok), bilimsel isimlendirmelerde (çok az kullanılsa da) üstünlük taşımaktadır.

9-Ses uyumu: Ünlü ünsüz uyumu, kelime sonlarına gelen eklerden sonra bazı harflerin yumuşaması gibi özellikler Türkçenin ses olarak kulağa hoş gelen bir dil olmasına sebep olmaktadır. Üstelik insan doğasına en uygun sesleri barındırmaktadır. Bazı kasıtlı yanlış dayatmaların aksine Türkçe şarkı, şiir ve edebiyat için en uygun dildir.

AYHAN AYVAZ__________________

" Ben sadece bir kişiyim, ama bir KİŞİYİM.Her şeyi
yapamam ama bir şeyler yapabilirim.Her şeyi
yapamayacağım bahanesiyle yapabileceğim şeyleri
yapmayı reddetmem.Yapabileceğimi yapmam gerek ve
Yapmam gerekeni ALLAH"ın izniyle YAPACAĞIM!!!



                                                                                        

Yorum (yok) Yorum yaz!