ŞIRNAK'TA TÜRK BAYRAĞI İNDİRİLDİ !

Hani bayrak inmez, ezan susmazdı?ŞIRNAK'TA TÜRK BAYRAĞI İNDİRİLDİ ! (17 şubat 2008)


ŞIRNAK'TA TÜRK BAYRAĞI İNDİRİLDİ ! Şırnak'ta bölücü güçler Türk Bayrağı'nı indirdi. Olaylara polis sloganlarla müdahale etti... ŞIRNAK'ın Cizre İlçesi'nde dün teröristbaşı Abdullah Öcalan'ın Kenya'da yakalanıp Türkiye'ye getirilişinin 9'uncu yıldönümü nedeniyle korsan gösteride çıkan olaylarda, başına taş isabet ederek ölen 15 yaşındaki Yahya Menekşe'nin bugünkü cenaze töreninde PKK yandaşları yine terör estirdi.

Cenazede Cizre Karayolları Bölge Müdürlüğü önündeki Türk Bayrağı PKK yandaşları tarafından yere indirildi. Olaylar sırasında güvenlik güçlerinin yetersiz kaldığı görüldü.



İlçedeki açık işyerlerini taş ve sopalarla tahrip eden, camlarını kırıp sahiplerini döven saldırganlar, direkteki Türk bayrağını indirdi.



Sarı- yeşil- kırmızı renkli beze sardıkları Yahya Menekşe'nin tabutunu, Abdullah Öcalan ve bölücü örgüt lehine sloganlar atarak 2 kilometre omuzlarda taşıyan PKK yandaşları, Asri Mezarlık'da yine sloganlarla toprağa verdi.



Cizre'de teröristbaşı Abdullah Öcalan için dün izinsiz gösteri yapan yaklaşık 150 kişilik grubun polisle çatışması sırasında başına taş isabet etmesi sonucu ölen hurdacı 15 yaşındaki Yahya Menekşe'nin cenaze töreni de olaylı geçti.



İlçede hurdacılık yapan ve dünkü izinsiz gösteriye katılan Yahya Menekşe'nin cesedi, gönderildiği Malatya Adli Tıp Kurumu'nda yapılan otopsisinin ardından sabaha karşı Cizre'ye getirildi.



Cenaze bu sabah Yahya Menekşe'nin evinin de bulunduğu Nur Mahallesi Camii'nde götürülüp burada cenaze namazı kılındı.



Hani bayrak inmez, ezan susmazdı? SIRA EZANDA MI?
Bu hainlere ne yapıldı? Ellerini kollarını sallaya sallaya geziyorlar mı?

Yorum (yok) Yorum yaz!

CUMHURBAŞKANININ ZİYARET ETTİĞİ BİRLİKLER..

Hep Aynı Terör

hep-ayni-teror.jpg

Yorum (yok) Yorum yaz!

TERÖR VE TERÖRİSTLE BAŞA ÇIKMA,

TERÖR VE TERÖRİSTLE BAŞA ÇIKMA,

 

12.04.1994 tarih ve 3713 sayılı terörle mücadele kanunu, terörü şöyle tanımlamaktadır.;

‘’Terör, Baskı, Cebir, Şiddet, Korkutma, Yıldırma, Sindirme veya tehdit yöntemlerinden biriyle, Anayasada belirtilen Cumhuriyetin niteliklerini, siyasi, hukuki, sosyal, laik ekonomik düzeni değiştirmek, devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmak, Türk devletinin ve Cumhuriyetinin varlığını tehlikeye düşürmek, devlet otoritesini zaafa uğratmak, yıkmak veya ele geçirmek, temel hak ve özgürlükleri yok etmek, devletin iç ve dış güvenliğini, kamu düzenini veya genel sağlığı bozmak amacıyla bir örgüte mensup kişi ve kişiler tarafından girişilecek her türlü eylemlerdir.

 

Günümüzde terör; , Soğuk harp stratejisi içinde, psikolojik savaş türünde olmaktadır. Bölgeler arası siyasal ve sosyal çıkarlar, ekonomik ve gelişmişlik farklılıklıları,  etnik milliyetçiliğin çıkarcı emperyalist devletler tarafından tahrik edilerek, kendi amaç ve çıkarlarını gerçekleştirmek üzere terörist örgütlerden yararlanmaları v.b. nedenlerle Gerçekleştirilmektedir.

 

Türkiye’de PKK terörü;  yirmi yılı aşkın bir süredir ülke ekonomisinin büyük bir bölümünü sömüren, Ulusumuzun huzursuz ve korku içinde yaşamasına neden olan, Silahlı Kuvvetlerimizi ve güvenlik güçlerimizi angaje eden ve kırk bine yakın şehit verdiren, çocuk, kadın erkek  vatandaşlarımızın acımasızca canlarına kıyan, ocaklar söndüren, güney doğu bölgesindeki her türlü yatırımları önleyen, bölge gençliğini ilkel koşullarda savaş araçları olarak kullanan, kardeşi- kardeşe, ana ve babayı- evlada vurduran, asırlarca içinde yaşadıkları ülkelerini ve Ulusunu namerde muhtaç duruma getiren, sonunda; ne içinde özgürce yaşayacağı vatan ne de uğrunda savaşacağı bir toprağı dahi olmayacak zavallıların top yekun nafile eylemleridir.      

 

Terörist ise; Terörün vurucu piyonları, küreselleşmenin gerçekleştirilmesinde, emperyalist güçlerin emellerine hizmet eden, sonunda kendilerini kullananları da tehdit eden unsurlar haline gelecek canlı bombaları, savaş makineleridir.

 

Terör konusunda, yirminci yüz yılın en çarpıcı örneği, l950 yıllarının sonu, 1960 lı yıllarda Afganistan’ı işgal etmeye başlayan ve 1988 – 1998 deki Sovyet işgaline karşı gerçekleştirilen savaşlar sürecinde, 1994 yılında Afganistan’ın güney batısında yer alan Kandahar kentinde   

Molla Muhammet Ömer başkanlığında bir grup din öğrencisinin bir araya gelmesi ile kurulan Taliban örgütü, Ahlak bozukluğunu ortadan kaldırmak, güven ve istikrar ortamı yaratmak ve ülkeyi İslam şeriatı ile yönetmek amacıyla yönetimi ele geçirmiştir.

 

Sovyetlerin Afganistan’ı işgali sırasında ve sonrasında ortaya çıkan radikal İslamcı gruplar ve Afganistan üzerinden Orta Asya ve Hazar denizinde İran Nüfuzunun yayılabileceği olasılığı, ABD’yi kuşkulandırmıştır. Fakat daha sonra, söz konusu radikal İslamcı gurupların yerine tek bir Sünni radikal gurubun oluşması ( Taliban hareketi ) ABD’nin çıkarları ile örtüşmüştür. Bu bakış açısı ile ABD, ilk etapta Taliban ve Taliban’ın destek verdiği El – Kaide’nin varlığına destek vermiştir. Ayrıca Afganistan üzerinden Orta Asya ile ( Türk devletleri) ekonomik işbirliği planları kuran Pakistan ve Afganistan yönetiminin başında olan ve Hindistan’la işbirliği yapan Burhanettin Rabani ile Ahmet Şah Mesut’un varlığı ABD’yi kaygılandırmıştır. ABD’ den sonra Pakistan’da Taliban ve El – Kaide’ye destek vermiştir. Radikal gurupları zayıflatarak Afganistan’ı ele geçiren Taliban’ın çıkarları, bu kez ABD’nin bölgedeki yayılma politikası ile çatışmaya başlamıştır. Böylece, ABD’, besleyip büyüttüğü Taliban ve El – Kaide’yi yok etme çabası içine girmiştir.

 

Ancak, El – Kaide terör örgütü öylesine güçlenmiş ve İslam ülkelerine yayılmıştır ki, İslam Ülkelerinden gelen terörist adaylarını eğitmek, onlara baskın, bombalama şiddet taktikleri vererek bir bakıma kendine bağlı örgütler durumuna getirmiştir. Artık El – Kaide uluslararası terör gücü olmuştur. bu gücünü, ses getirecek bir ülkede yapacağı terörist eylemle bütün dünyaya tanıtmak zamanı gelmiştir.  

 

11 Eylül 2001 tarihinde baskın şeklinde, ABD yolcu uçaklarını yolcuları ile birlikte kaçırıp, canlı tahrip aracı olarak Newyork’taki uluslar arası ticaret merkezi olan ikiz kulelere ve ABD’ nin en çok korunan Pentagon’a hücum etmiştir. Yerle bir olan ticaret merkezi enkazı altında kalan binlerce ölü ve yaralıya neden olan bu en büyük terörist eylemi ABD’ye ve tüm dünyaya korku, dehşet saçmış, moral ve psikolojik bozukluklara neden olmuştur

 

Bu olaydan hemen sonra, ABD, terörizm ile mücadeleyi kaynağında kurutma stratejisi ile Afganistan’ı, daha sonra Irak’ı işgal etti. Böylece Uzun yıllar hayal ettiği Orta doğudaki petrol kaynaklarına da hâkim olmak amacı ile bölgeyi ele geçirme Projeleri geliştirdi. ( BOP ) Büyük Orta Doğu Projesi, ( GOP ) Genişletilmiş Orta Doğu Projesi, ( GOKAP ) Genişletilmiş Orta Doğu ve Kuzey Afrika Projesi. gibi.

 

Bu Projelere göre bölgedeki 22 ülkeyi ( Türkiye dahil ) kendisine bağlı uydu devletler durumuna getirecek, Bu devletlerin coğrafi, idari, sosyal, ekonomik ve kültürel durumlarını kendi şekillendirdiği koşullara göre örgütleyerek, küreselleşmenin sömürülen küçük devletçikleri olarak yönetecek şekilde politika ve stratejiler üretmiş durumda.

 

Anımsanacağı üzere Türkiye’ nin de ılımlı İslam devleti olarak 10 Ağustos 1920 tarihli Sevr anlaşmasına göre şekillendirilmesi, ABD istihbarat servisleri tarafından kamuoyunun bilgisine sunulan ve NATO SAVUNMA KOLEJİNDE dahi tartışılan haritalar belleklerimizde yer almıştır. 11 Ekim 2007 tarihinde ABD Temsilciler Meclisi dış işleri komisyonunda kabul edilen Sözde Ermeni soy kırım tasarısını kabulü de bu projenin uygulanmasının önemli bir bölümüdür.   

 

Fakat, burada hemen anımsanmalıdır ki; Afganistanda Taliban ve El – Kaide yeniden güçlenmiş ve Afganistan’a hakim olmak için savaş vermektedir, Irakta ise El – Kaide iyice örgütlenmiş ve Irak’ı bir eğitim yeri olarak kullanmaktadır.

 

Bu noktada bir anımı okurlarla paylaşmak istiyorum.1958 yılında ben, Kur. Yüzbaşı olarak Quetta’da konuşlanan Pakistan Kurmay Kolejinde öğrenci olarak bulunmakta idim. Mustafa Kemal ATATATÜK’ ÜN ön görüsü ile l930 yıllarında başlatılan, Afganistan Ordusunu eğitmek, onlara giysi ve silah yardımı yapmak üzere geçekleştirilmekte olan projenin devamı olarak, o tarihte, General, Kurmay Subay olarak 35 askeri personel,  Afganistan Genelkurmay Başkanlığı, Ordu Komutanlıları, Harp Okulunda görev yapmakta idiler. Fakat başlayan Sovyet işgali ile Türkiye’nin Görev kuvveti de mezkûr tarihte görevine son vererek çekilmek zorunda kalmıştır. Bu aşamayı ben de üzülerek yakınında izleyenlerde birisiyim.   

 

Türkiye’deki terör ve teröristle baş etme konusunu işlerken, niçin kitaplara konu olan önemli ve detaylı bir konuyu ön bilgi olarak sunduğumu merak edenler olmuştur kuşkusuz. Takdir edilir ki; böylesine bir ön bilgiyi sunmadan, evren için bir tehdit unsuru haline gelen ve Türkiye’ye de yirmi yılı aşkın uzunca bir süre savaş hali yaşatan PKK örgütünün evrensel bir terör haline getirildiğini, bu süreç içinde değişik güçlerin etkisi altında kalarak strateji ve taktik değişiklikler yapma durumunda kaldıklarını, para, araç, gereç ve değişik destekler veren emperyalist güçlerin emirlerine göre hareket eden profesyonel savaş araçları olarak kullanıldıklarını da dikkate alarak doğru tanı koymak ve buna göre daha gerçekçi çözüm yolları ve uygulamalarla başa çıkma strateji ve politikaları üretmek zorunlu hale gelmiştir.

 

Başka bir görüş açısı ile bakıldığında bir hususu daha anımsatmakta yarar görmekteyim. 1980 yılında gerçekleştirilen ihtilalin güçlü adamı başbakan Turgut Özal’ın 1984 yılında bir avuç çapulcu  olarak küçümsediği Terörist başı Öcal’ın hareketi,, evreler geçirerek böylesi bir ölüm, şiddet, kıyım makinesi durumuna gelen PKK terör örgütünün, aynen afganistanda olduğu gibi El – Kaide örgütü haline gelebileceğini kimse değerlendirmediği gibi, bu gün dahi

bu konuda konuşan pek çok kimse böylesi bir değerlendirmeyi yapmamaktadırlar. Fakat Ülke yönetiminden sorumlu olan kişiler konuşmacı değil uygulayıcıdırlar. Bu nedenle özellikle ve öncelikle Türkiye yi yönetme durumunda olanlar, geniş perspektiften bakarak Terörizm ve Teröristle başa çıkma strateji ve politikalarını yeniden gözden geçirip kesin sonuç için uygulamaya koymak zorundadırlar. Bu ön görüyü, ABD dahil tüm dünya ülkelerinin de dikkat nazara almaları, yakın tarihi anımsayarak şimdi destekledikleri PKK terör örgütünün bir süre sora canavarlaşarak El – Kaide Örgütü ile bütünleşip büyük devletleri vuracaklarını asla göz ardı etmemeleri kendilerine anımsatılır.      

 

Çok acıdır ki; Küreselleşme, Emperyalist güçleri öylesine kör ve öylesine duyarsız hale getiriyor ki, geçmişin sömürgecilik politikaları yine iştahlarını kabartıyor. Geçmiş günlerin sömürgecileri bu günün küreselcileri olarak yine dünya zenginliklerinin üzerine oturmak için her türlü çabayı göstermektedirler.

 

Fakat yirminci yy da sömürgeciliğe son veren, emperyalistleri kendi ülkelerine dönmeye mecbur eden, Sömürülen tutsak ülkelere bağımsızlık ruh ve iradesini aşılayan Mustafa Kemal ATATÜRK, İlke ve düşünceleriyle bu dönemin de yegâne önderi olacaktır. Emperyalist devletler bundan çekindikleri için Kemalizm’i yok etmek için her türlü entrikayı uygulamaktadırlar. Emperyalizm ile aynı kulvarda olanlar, inat ve intikam almayı bırakın, o büyük önderi silmeye çalışan emperyalistlere destek vermeyin. Bu gün Türkiye nin tehlikeli bir girdaba girişinden, sadece ve sadece ATATÜRK ilke ve devrimlerine sahip çıkmak ve onları çağa uydurarak uygulamakla kurtulunabileceğine kendinizi inandırın.Dünyada aç ve sefil insanlar oldukça, ülkeler ve toplumlar arası eşitsizlikler arttıkça, küreselleşmenin başarıya ulaşmasına, terörün önlenmesine olanak yoktur!..

 

Terör örgütlerinin gelir kaynakları:

  • Terörü kendi çıkarları amacı ile kullanan devlet ve toplumların, kendi topraklarında kamplar ve üs’ler kurmalarına izin veren ve terörist! e her türlü silah, araç, gereç ve lojistik destek verenler.
  • Soygun, gasp yolları ile sağlanan para, silah v.b. gelirler.
  • Haraç toplama; korku, baskı, şiddet ve bazen sempatizan zenginlerden toplanan paralar
  • Sahtecilik, sahte para basıp piyasadan sağlanan paralar.
  • Uyuşturucu ticareti, çokça kullanılan bir kaynaktır.
  • Kaçakçılık, yine geniş ölçüde uygulanan bir yöntemdir.
  • İşgalci büyük devletlerin çıkarı için yapılacak terörist eylemleri karşılığı, bu devletlerden sağlanan her türlü yardım v e destekler.

Terörizm ve Terörle başa çıkma İlke ve kuraları

 

İlkeler:

Örgütlenme:

     *  Ülkedeki terörizmin önlenmesi için sadece kendine güvenmek ve çözüm için gerekli irade gücüne sahip olmak,

     * Başkalarından asla direktif almamak, fakat komşu ülkelerden koordinasyon yardımı sağlamak.

     *  Başbakana bağlı merkezi bir sevk ve idare karargâhı kurulması, Bu karargâha terör uzmanı olan üst düzey bir başkan görevlendirilmesi

     * Karargâhın, personel, istihbarat, harekât, lojistik Şubelerine yeterli uzman personel atanması.

     *  İlgili Kurum ve makamlarla ilişki kurabilecek ve işbirliği yapabilecek yetenekli uzman personel görevlendirmesi.

     *   Asla Başka ülkelere insiyativ verilmemesi..

     *   Bu karargahla, ilgili kurum, birlik ve merkezlerle olağanüstü  bir haberleşme ağı tesisi..

     *   Her türlü araç ve gereç tahsisi.

 

Terör Örgütü ile ilgili hususlar:

  • Terör Örgütünün kaynağı, ilişkileri, destek gördüğü ve konuşlandığı yer ve yerler, hakkında sağlıklı bilgilere sahip olmak
  • Terör kaynağını doğru saptamak. PKK için kaynak, Güney Doğu Anadolu’nun işsiz, eğitimsiz, aç ve sefil gençleri, Üniversitelerdeki yoksul güney doğulu öğrenciler, El – Kaide terör örgütünün uzman teröristleri.
  • PKK nın iki savaş grubunun olduğunun saptanması. Birincisi; kırsal bölgelerde sıcak çatışmalar gurubu, ikincisi; Ülke içinde terörist eylemler yapan, bombalı saldırılarda bulunan şehir teröristleri.
  • Her iki gurup la mücadele edebilecek, uygun eğitim görmüş, uygun teçhiz edilmiş özel personelden kurulu timler ve birlikler görevlendirilmeli.

 

Terörizmle mücadele ilkeleri:

  • Siyasal ve sosyal hazırlıklar yapılmadan, esas kaynakta gerekli önlemler alınmadan asla sınır ötesi harekât yapılmamalıdır
  • Siyasal ve sosyal hazırlılar ve önlemler şunlar olabilir:

             — Esas kaynakta, halkın insanca yaşam koşulları gerçekleştirilmeli,

             — Eğitim çağına gelen genç kız ve erkekler mutlaka uygulamalı meslek eğitimine      

                 Tabi tutulmalı,

             — işsiz gençlere iş olanakları sağlayacak yatırımlara hız ve öncelik verilmeli. 

             — gençler için yaz kampları düzenlenmeli burada fiziki eksersizler yaptırılmalı ve      

                 Gerekli bilgiler verilmeli, kışın kayak tesislerinde kayak yapma olanakları

                 Sağlanmalı

             — Sağlık tesisleri kurulmalı her bireye ( Çocuklar dâhil ) sağlık hizmeti verilmeli.

             — Lise ve üniversitelere hazırlık kursları açılarak bütün yıl sınavlara hazırlık dersleri

                 Verilmeli.

              — Köylerde ilçelerde evlerdeki genç nüfus saptanmalı onlara yetecek iaşe ve giysi

   Yardımı yapılmalı.

 —İl ve ilçelerdeki Mülki Amirler ve Belediye Başkanları gençlerle sık sık ilişki        

    Kurarak onların dertlerini dinlemeli gereksinimlerini karşılamalı.

 —İşsiz kalmış Üniversite mezunları kısa eğitimi müteakip mezkûr bölgede maaşla          

   Misyonerlik görevleri ile görevlendirilmeli.

---Suriye ve Irak Hudut bölgesindeki mainli arazi Silahlı Kuvvetler tarafından temizlenerek, Tarıma açılan topraklarda Ceylan pınar gibi çitlikler kurulmalı işletilmesi Güney Doğu halkına verilmelidir, Böylece işsizlik büyük ölçüde yok edilir ve bölge halkı terörist olmaktansa burada iş sağlamayı tercih eder.  

---Yukarıdaki hizmetlerde siyasal dincilik yapmaktan kaçınılmalıdır.

 

Terörizm’i Destekleyen ve onlara yataklık eden ülkelerden istekler:

AB Ülkelerinden:

  • Ülkelerindeki tüm PKK ile ilgili dernekler, ajanlar, ofisler, kamplar, görsel ve yazılı yayın araçları v.b. kapatılmalı, personeli sınır dışı edilmeli.
  • Parasal kaynakları tamamen kesilmeli, hiç bir destek verilmemeli.
  • Türkiye’nin güney Doğusu ile tüm ilişkiler, yöre insanları yerine Türkiye’nin resmi makamları ile yapılmalı.
  • AB, Türkiye’nin etnik yapısı ile ilgilenmemeli, bu konunun çözümünü, Türkiye’nin çözümüne bırakmalı,
  • AB, Türkiye’yi bölecek, silahlı kuvvetlerini zayıflatacak, ATATÜRK İlke ve Devrimlerini, Kemalizm’i yok edecek hiçbir girişimde bulunmamalı.
  • Gücü ve samiyeti varsa, sürekli çatışma nedeni olan ve İngilizler tarafından, Pakistan’la-Hindistan’ ın 1947 yılında bağımsızlıklarını verirken  % 95 Müslüman nüfusuna karşın Keşmir’in Hindistan bölgesinde bırakılması, Kıbrıs’ın tamamının Türkler yokmuş gibi Rumlara bırakılması gibi, Lozanda çözülemeyen, Irakla olan sınırlarımızı, 1926 yılında Birleşmiş Milletler konusu yaparak savunulması olanaksız vahşi dağların tepe noktalarından geçirilmesi hususunu düzeltme yoluna gitmelidir.

 

Amerika Birleşik Devletlerinden:

                                                               

  • PKK ya her türlü destek vermeyi derhal durdurmalıdır, onu besleyip           

      güçlendiririrse, terörün kendisine de zarar vereceğini her zaman anımsamalıdır.

  • Orta Doğu da ki çıkarlarını korumak istediği sürece, bölgede istikrarlı tek ülkenin           Türkiye olduğunu her zaman anımsamalı, buna göre politikalar üretmelidir.
  • Büyük Kürdistan hayalinden vaz geçmeli, aşiretler yerine istikrarlı, güçlü Türkiye ile eşit koşullarda iş birliği içine girmeli.
  • Kuzey Irakta bir Kürt devleti kurarak aşiretleri başına bela edeceği yerde, bölgeyi Türkiye ile birlikte korumayı daha güvenli seçenek olarak kabul etmeli, buna göre politikalar üretmeli.
  • Türkiye’nin, gereğinde, Rusya, Orta Asya’daki Türk Devletleri, Çin ve Hindistan’la da iyi ilişkiler kurabileceği göz ardı edilmemelidir
  • Türkiye, kendi çıkarlarını korumak üzere Bölge devletleri ile daha sıkı bir işbirliği içine girebilir.

 

Irak’tan:

 

  • PKK yı ülkesinde barındırmaktan, onlara üsler, barınaklar sağlamaktan, kaçınmalı terörist eylemleri yok etmek için PKK lıları sınır dışı etmelidir.
  • İç huzursuzluklarını yok etmek ve bölünmeyi önlemek için Türkiye ile iş birliği yapmalı.
  • Üniter bir devlet olduğunu kanıtlamak için sınırlarına hâkim olmalı, Giriş kapılarından yapılan her türlü kaçakçılığı engellemek üzere gerekli önlemleri almalı.
  • Devlet ve Hükümet otoritesini ülkenin her tarafına hâkim kılmak için mutlak özgür ve bağımsız bir devlet olduğunun koşullarını Gerçekleştirmelidir

 

Teröristlerle başa çıkma:

  • Kırsal alanda sıcak savaş vererek Irak’ta üslenen PKK nın yok edilmesi için, yine silahlı kuvvetlerin emir ve kuruluşunda özel eğitim görmüş,  dağ araç, gereç ve silahları ile donatılmış, Havadan desteklenen vurucu kuvvetler kullanılmalıdır.
  • Şehirlerdeki teröristlerin yok edilmesi için Polis ve jandarma gücü olarak, yine özel eğitim görmüş, şehir içi çatışmalarda kullanılabilecek özel silah, araç ve gereçlerle donatılmış küçük timler halinde örgütlenen birlikler görevlendirilmelidir.
  • Halkın tüm bu mücadelelere, aktif katılımı için eğitilmesi, Ulusal duygularının belli odaklarda toplanmasını ve kamuoyu oluşturulmasını sağlayıcı eylemlerde bulunması sağlanmalıdır.
  • Her kademede kışkırtmalara, tahriklere, bozguncu hareketlere mutlak engel olunmalıdır.

 

Silahlı Kuvvetlerin Sınır Ötesi harekatı:

  • Nedense Terörizm’le başa çıkmada, Yöneticilerde ve kamuoyunda daima silahlı kuvvetlerin harekâtı akla gelir. Şu husus asla unutulmamalıdır ki, Terörizmle mücadele öncelikle Devlete ait bir konudur.
  • Devlet, iç ve dış politikaları ile ağarlıklı olarak bu yönde odaklanıp, Yukarda açıklanan girişimleri, planlı, Programlı uygulayarak iç ve dış kamuoyunu oluşturur. Gerekli isteklerinin ilgililerce yerine getirilmesini talep eder. Davasında haklı olduğunu kabul eden devletlerin desteklerini sağlamak için anlaşmalar yapar.
  • PKK tehdidinin müşterek oduğu komşu ülkelerle birlikte harekât için projeler üretir.
  • Bütün bu girişimlerden sonra, Silahlı Kuvvetlerin sınır ötesi harekatı meşru hale gelir ve harp prensiplerinin gereği olan düşmanın ve onlara yataklık edenlerin yok edilmesi amacı ile silahlı kuvvetlere görev verilir.
  • Görev verilirken dikkatten kaçırılmaması gereken ilkeler:

       ---  Harekât yapılacak arazinin doğal koşulları, harekâtı olumsuz etkileyecek iklim koşulları, baskın yapabilecek zaman ve ortamın uygunluğu, direnç noktalarının ve cinslerinin iyi saptanması uzmanlarca çok iyi değerlendirilmelidir.

       ---    Harekâtı uygulayan birliklerin yurt içinden sabote edilmesi etkili bir şekilde önlenmelidir.

        ---    Birliklerin harekât bölgelerinin gerisinde çok sıkı ve etkili güvenlik önlemleri alınmalıdır. Aksi halde gerideki olumsuz olaylar harekâtın hızını kesebilir.

        ---      Sınır ötesi harekâtın hedefi, sınırlarımızı rahatlıkla savunabileceğimiz bir hattın ele geçirilmesi olmalıdır.

 

Son olarak vurgulamak isterim ki; Hükümet, yirmi yıldır süregelen oyalama stratejisine son vermek için, nafile işlerle kendini, TBMM ni ve kamuoyunu meşgul etmeyi bir tarafa atarak, ciddi olarak bu hayati konuyu çözme iradesine sahip olmalıdır.

 

Ömer Lütfi EROL

General ( E )

Yorum (yok) Yorum yaz!

UYAN TÜRK EVLADI UYAN!

 

UYAN TÜRK EVLADI UYAN

Basina çuval mi geçirdiler ey Türk Milleti !..

Gittigin yeri görmüyor gibisin.. Uçuruma ramak kalmis, sen farkinda degilmis gibisin.!..

Uyan milletim uyan ! Dagdaki teröriste “eve dönüs” yasasini bir çirpida çikarip sehre indiren bu “iyi müslüman” lar senin “bas örtünü” kanun yapmak için kaç milletvekili daha isteyecekler senden ?

Üniversitedeki bir toplantiya “sivil toplum kurulusu” olarak davet edilen Sehit Analari, 50-60 yaslarinda 4 Türk anasinin, 4 sehit anasinin, ögrenimin de olmadigi bir Pazar gününde, baslari örtülü diye kapidan sokulmadiklari iste bu “iyi müslüman” larin zamanindadir !

Tohumlugu olmayan çiftçiye nasihat veren, “Karnim aç, isim yok” diyeni mikrofondan azarlayan ama Ermeni'ye rahat etsin diye “kapi” açan, Rum'u Yunan'i hos tutmak için “Yavru Vatan”i gözden çikaran, “AB'ye girecegim..” diye her istenileni yapan bu hükümetin ipligi pazara çikmistir !

Bunlar ismarlamadir !

Bunlar Türk Devletini yok etmek isteyenlerin piyonudur, masasidir !

Iste Kibris gitti gidiyor..Yakinda Ege sahillerinde yüzmek isteyenler Yunan'dan izin alacaklar.Kirmizi çizgilerin içindeki Kerkük'ü Türkmen kani ile kipkirmizi yaptilar..

Oradaki çakallar köyü köpeksiz görünce gözlerini yukariya diktiler. Simdi de “sevr” sayikliyorlar..Her seye gülebilen Disisleri bakanimiz buna da gülüyor.. ABD'nin “Büyük Ortadogu Projesi”nde ihaleyi biz aldik diye seviniyor.

Güneydogu'yu Israil'e, Dogu'yu Ermeni'ye vatan yapacak proje için seçilmis olmaktan gurur duyuyor !

Ey milletim uyan !.. Bunlardan kurtulamazsan basina çok is gelecek ! Ola ki yeniden bir “KURTULUS SAVASI” vermek zorunda kalacaksin da bu defa
Atatürk'ün de olmayacak..

Uyan milletim !.. Tez uyan.. Yarin geç kalmis olacaksin !

Pakize Alp AKBABA
Istanbul Sehit Analari Der. Bsk.





Yorum (1) Yorum yaz!

"MEHMETÇİĞE BİR MEKTUP, BİR BAYRAK !"

" mehmetÇİğe BİR MEKTUP, BİR BAYRAK" 
  
"Ne Mutlu Türküm" diyen sevgili kardeşlerim,
Ben bir TSK mensubuyum, son günlerde artan terör olayları hepimizi etkilediği gibi bizleri de çok derinden etkiliyor. Özellikle mevcut hükümetin duyarsız davranışları, gerekli yasal düzenlemeleri muhtemelen bilinçli olarak yapmamaları, yeterli ve organize bir kamuoyu desteğinin olmaması, İç Güvenlik Harekatında halen görev yapan Mehmetçikleri bizlerden daha fazla etkiliyordur. Buna eminim. Çünkü benzer duyguları yıllar önce bizler de yaşadık.
 
Bizler sıcak evlerimizde oturup siyasi tartışmalar, seçim hazırlıkları ile meşgul olurken;
onbinlerce Mehmetçik, gecenin karanlığı ve soğuğunda, karlı buzlu dağlarda, tepelerde, daracık keçi yolarında, sırtlarında ortalama 30-35 kg. teçhizatla, elleri tetikte, dağ bayır demeden, her an ölüme hazır olarak, emperyalistlerin, "vatanımızı bölmekle görevlendirdiği" teröristlerin peşinde koşuyor.
 
Bu çocukların manevi desteğe şiddetle ihtiyaçları var. Her şehidin; ailesine şehit olmadan önce söylediği, yazdığı,
"şehit olma ihtimali"nden bahseden konuşmalar… şiirler… helalleşmeler…  Aslında bölgedeki hemen hemen bütün mehmetçiklerin bu manevi desteği; hiç olmazsa kendi yakınlarından sağlama ihtiyacının,
manevi destek arayışının tezahürleridir.
 
İç Güvenlik Harekat alanında görev yapan hemen her askerin ; bir şiir defteri, bir günlüğü, evlerine yazılan mektuplarda bazen hayali çatışma anıları… vardı.
 
O zamanlar biz genç subaylara bunlar garip gelir, bazen de kızardık… Ama şimdi bunun sebebini çok daha iyi anlıyorum:
Mehmetçik Türk Milletini yanında görmek için, desteğini hissetmek için, manevi gücünü arttırmak için,
kendince bir yöntem geliştirmiş...  
 
Mehmedimiz aslında çok mütevazıdır.
 
Komutanlarının yazıp evlerine gönderdiği bir takdir yazısı, silah arkadaşları ve komutanları ile birlikte çektirdiği bir fotoğraf,
bir komando andı içmek, "sen Türk komandosusun !" denmesi bile onlara çok büyük bir güç vermekteydi.
 
Bu gün işleri daha zor, kendilerine destek olmayan bir hükümet ve bu hükümet yanlıları tarafından oluşturulmuş bir medya var.
 
Türk Halkının sağlayacağı manevi desteğin iyi bir organizasyon ile gerçekleştirilebileceğini düşünüyorum.
Böyle bir organizasyonun; ancak sizin gibi vatanını milletini seven kişiler tarafından yapılabileceğine inanıyorum.
 
Mevcut durumda TSK tarafından terhis olan askerlere sadece yasal mevzuat çerçevesinde bir terhis veya üstün başarı terhis belgesi verilir ve bu yoğunluk içersinde birlik komutanları yapabilirler ise ailelere çeşitli takdir, teşekkür belgeleri gönderirler.
 
Bu kapsamda bizler ne yapabiliriz.
1. Her Mehmetçiğe bir mektup
2. Her Mehmetçiğe bir Türk Bayrağı
Oturalım, elimize kağıt kalemi alalım; oğlumuza, kardeşimize, sevdiğimize neler söylemek istiyor isek, duygularımızı kağıda dökelim, ekine bir bayrak koyalım ve askeri birlik adreslerine gönderelim
 
"MEHMETÇİĞE BİR MEKTUP, BİR BAYRAK !"
Kampanyamızın adı bu olabilir.
 
Bildiğimiz askeri birlik adreslerine ,
askerlik şubelerine,
il jandarma komutanlıklarına,
yakınlarımıza,
tanıdıklarımıza
hiç olmazsa bir mektup gönderelim.
"MEHMEDİM ! BAYRAĞIM SANA EMANET... " diyelim.
 
Zarfın üzerine adres olarak sadece "MEHMETÇİK"  yazacagiz.
Altına da adresini ilâve edeceğiz.
Gittiği adreste, mektuplarımız sıra ile komutanları tarafından askerlere dağıtılsın. Eminim ki dağıtılacaktır da…  Ben bazı adresleri aşağıda vereceğim. Değişik adresleri bilenler, herkesin katılmasını isteyenler, bildikleri başkaca "birlik, kıta, bölük" vb. adresleri eklesin ve bu çağrıyı birbirlerine iletsin.  
 
Türk Milletini yaninda gormek isteyen Mehmetciğe bundan güzel manevi destek olmaz.  
 
EMPERYALİZME KARŞI İLK KURTULUŞ SAVAŞINI BAŞARIYA ULAŞTIRAN BÜYÜK MİLLETİME MİNNET DUYGULARI İLE SAYGILARIMI SUNUYORUM.
 
Gün; Yüce Türk Milletinin birlik ve beraberliğini kanItlama günüdür…
 
İşte bazı adresler !
 
 
Komando Tugay Komutanligi                Zincidere/ Kayseri  
Komando Tugay Komutanligi                Bolu
Komando Tugay Komutanligi                Siirt  
Komando Tugay Komutanligi                Tunceli
Dag ve Komando Tug. K.ligi                  Hakkari   
23 .J.Sinir Tumen K.ligi                        Sirnak
J.Komd . Tb. K.ligi                               Hozat/Tunceli   
J.Ozel Hrk. Grp. K.ligi K.ligi                  Tunceli
51.Mot . P.Tug.K.ligi                             Hozat/Tunceli   
Ic Guvenlik A.K.ligi                               Kiği/Bingol
Ic Guv. Tug. K.ligi                                 Şırnak   
P.Tug . K.ligi                                        Ercis/Van
Dag. Komd. Tug. Ic. Guv. Tb. K.ligi       Yuksekova/Hakkari   
Mot. P.Tug.                                         Bingol
Ic Guv. Tug. K.ligi                                 Adakli/Bingol   
Mot. P.Tug.                                         Lice
Mot. P.Tug.                                         Silopi
Mot. P.Tug.                                         Sarikamis
    
Dostlar,
 
Sırtında 30 kiloluk yük, elinde silahıyla, gece gündüz dağlarda nöbet tutan, emperyalistlerin sinsi ve hain planlarına karşı, ölümü göze alan bu evlatlar hepimizin...
Bu günlerde yanlarında olmayacağız da, ne zaman olacağız.
Onlar bizim çocuklarımız !
Gencecik… fidan gibi… kıyamadığımız...
Bizler için,
bu vatan için,
gecenin ayazında,
güneşin kavurucu sıcağında,
sınır boylarında görevdeler.
Adını bilmediğimiz, yüzünü görmediğimiz çocuklarımıza, dinlenme anlarında, mektuplarımızla yoldaş olalım, destek olalım, moral verelim, yazdığımız cümlelerin içine sevgimizi, minnetlerimizi, dualarımızı yerleştirelim...
 
Sevgili dostlar bu güzel çağrıyı ulaşabildiğim her yere yollamaya çalışacağım. Lütfen sizlerde destek veriniz ve bir Mehmedimize mektup yazınız:
"Mehmedim ! Bayrağım Sana Emanet !..."
 
ONLARA CANIMIZ FEDA
 
Bilgilerinize...
Metin OZKAN Vadisi
 
Hicbir an kuskum yoktur ki, Turklugun unutulmus buyuk uygar niteligi ve buyuk uygar yetenegi, bundan sonra ki gelismesi ile, gelecegin yuksek uygarlik ufkunda yeni bir GUNES gibi dogacaktir.
Ne Mutlu Turkum Diyene!!

Yorum (yok) Yorum yaz!

ŞIRNAK"TA HAİN PUSU,1 YARBAY, 1 BİNBAŞI VE 1 ER ŞEHİT..

Şırnak'ta Hain Pusu, 1 Yarbay, 1 Binbaşı ve 1 Er Şehit Gönderen: YalnizKurt
Türkiye

 

Şırnak'ın Güçlükonak ilçesine bağlı Damlarca köyü yakınlarında bölücü terör örgütü PKK mensupları tarafından düzenlenen mayınlı saldırıda bir yarbay, bir binbaşı ve bir er şehit oldu, 5 asker de yaralandı. Yaralı askerler, tedavi altına alındı

ŞIRNAK’ta PKK’lı teröristlerin önceden yola döşedikleri mayının, askeri aracın geçişi sırasında uzaktan kumandayla patlatılması sonucu Piyade Yarbay Melih Gülova, Binbaşı Ramazan Armutçuoğlu ve 1 er şehit oldu.

Akçay Köyü yakınlarındaki 6’ıncı Motorlu Taşıtlar Tugay Komutanlığı’na bağlı askeri araç dün akşam Güçlükonak İlçesi’ne giderken karayolunun 10. kilometresinde mayınlı pusuya düşürüldü.

Teröristlerin yola döşediği mayının uzaktan kumandayla infilak ettirilmesiyle askeri araçta bulunan ve adları açıklanmayan 1 yarbay, 1 binbaşı ile 1 er şehit oldu.

Saldırıda 5 asker de yaralandı. Yaralı askerler Şırnak Askeri Hastanesi’nde tedavi altına alındı. Şırnak’ta bölücü teröristlerin son bir hafta içinde düzenlediği mayınlı tuzak sayısı 3’e çıktı. İlk iki saldırıda toplam 14 asker yaralandı.......



Hakkari'de Mayın Patlaması: 1 Er Yaralı

HAKKÂRİ'nin Şemdinli İlçesi Alan Belgesi'nde PKK'lı teröristler tarafından döşanen mayına basan 1 er ağır yaralandı. Patlamada ayağı kopan er, helikopterle Hakkâri Askeri Hastanesi'nde tedavi altına alındı.

Şemdinli'de bu sabah saatlerinde Irak sınırındaki Alan bölgesine operasyona giden askerlerden biri, PKK'lı teröristlerin daha öncede araziye döşediği mayına bastı. Mayının patlaması sonucu kimliği saptanamayan bir jandarma er ağır yaralandı. Patlama sırasında ayağının koptuğu belirtilen jandarma er helikopterle Hakkari Askeri Hastanesi'nde tedavi altına alınırken, bölgede kapsamlı operasyon başlatıldı.

Şırnak'ta mayın patlaması sonucu 3 askerin şehit olması Adana'da vatandaşları sokağa döktü.

Olayın duyulmasının ardından Atatürk Caddesi'nde gece yarısı ellerinde Türk bayrakları ile yollara dökülen vatandaşlar, "Şehitler ölmez, vatan bölünmez", "Kahrolsun PKK" şeklinde sloganlar attı.

Öfkeli vatandaşlar, Güneydoğu'dan her gün yeni şehitler geldiğini belirterek, "Daha nereye kadar bekleyeceğiz. Yeter artık" diyerek Türk halkını duyarlı olmaya çağırdı. Eylemciler, daha sonra bayraklarla caddeye inerek bir süre yolu trafiğe kapadı.

Eylem yapan vatandaşlara, dolmuşta bulunan vatandaşlar da  alkışlarıyla destek verdi. Bu sırada slogan atarken öfkesinden sinir krizi geçiren bir vatandaş güçlükle teskin edildi.

7 erin katili ölü ele geçirildi!

Tunceli'nin Pülümür İlçesi Kocatepe Jandarma Karakolu'nda 7 erin şehit edildiği baskına katıldığı belirtilen teröristlerden biri ölü olarak ele geçirildi.  Teröristin, patlayıcı ve mayın döşeme konusunda uzman olduğu, suriye uyruklu olduğunun belirlendiği ve grup liderliği yaptığı belirtildi.

Bingöl Valiliği'nden yapılan açıklamada, Bingöl'ün Yedisu, Tunceli'nin Pülür ve Erzincan'ın Tercan İlçeleri arasındaki yol üzerinde bazı teröristlerin araçlardan malzeme temin ettiğinin duyulması üzerine bölgede güvenlik güçleri tarafından bellirli noktalar tutuldu.

PKK'lı bir teröristin silahıyla birlikte yola çıkması üzerine, terörist ile güvenlik güçleri arasında çatışma çıktı.  Çatışmada, bölücü terör örgütünün elemanı silahıyla birlikte ölü olarak ele geçirildi.

Açıklamada, teröristin Suriye uyruklu olduğu, bölgedeki terörist grubunun lideri olduğu da belirtilerek, özellikle patlayıcı ve mayın döşeme konularında uzman olduğunun belirlendiği kaydedildi.

Yorum (yok) Yorum yaz!

Yiğidim hoş geldin, şehidim hoş geldin ...

Yiğidim hoş geldin, şehidim hoş geldin ... Gönderen: YalnizKurt
Mehmedcik

 



Şehit kardeşini ağlayarak karşılamadı, soğukkanlıydı. Şehit Kömürcü'nnün naaşını havaya ateş ederek karşıladı.

Siirt-Şirvan kara yolunda teröristlerce yola döşenen mayının patlaması sonucu şehit olan Jandarma Kıdemli Astsubay Üstçavuş Mustafa Kömürcü'nün (27) cenazesi Gaziantep'in İslahiye ilçesinde düzenlenen törenin ardından toprağa verildi.

Şehit Kömürcü'nün cenazesi İslahiye Devlet Hastanesi morgundan alınarak Kurdini Mahallesi'nde bulunan baba evine getirildi. Burada, şehit Kömürcü'nün Ordu'da astsubay olarak görev yapan ağabeyi

Emin Kömürcü ile Sivas'ta astsubay olarak görev yapan kardeşi Mesut Kömürcü ve İslahiye'de bulunan ağabeyi Mehmet Kömürcü ile akrabaları, arkadaşları ve mahalle halkı tarafından alkışlarla karşılandı.

Ağabey Emin Kömürcü, "Yiğidim hoş geldin, şehidim hoş geldin, vatan sağ olsun..." diyerek, beylik tabancasıyla havaya ateş ederek, şehit kardeşini karşıladı......



Şehit Kömürcü'nün cenaze arabasında bulunan tabutuna sarılan yakınları, askerler ve polisler tarafından güçlükle teskin edildi. Şehit Kömürcü'nün evinden alınan cenazesi büyük bir kalabalığın katılımıyla kent merkezinde bulunan Derviş Paşa Merkez Camiine getirildi.

Cenazenin getirilişi sırasında Türk bayrağı açan kalabalık bir topluluk, attıkları sloganlarla terör örgütünü lanetledi. Derviş Paşa Camiinde kardeşlerinin tabutu başında bekleyen ağabeylerini burada 172. Zırhlı Tugay Komutanı Tuğgeneral İzzet Ocak teselli etti.

Ağabey Emin Kömürcü, Tuğgeneral İzzet Ocak'a daha önce aynı bölgede kendisinin de görev yaptığını, kardeşinin kendilerinden sonra göreve başladığını belirterek, "Ama o şimdi bizden öne geçti. Bizden sonra başladı, bizim önümüze geçti.

Gerekirse biz de şehit oluruz. Vatan sağ olsun..." dedi. Öğlen namazından sonra kılınan cenaze namazının ardından İslahiye Hükümet Konağı önünde düzenlenen törende konuşma yapan İslahiye İlçe Jandarma Komutanı Yüzbaşı Hasan Hüseyin Erkmen, şöyle konuştu:

"Bu milletin şehitleri, Türk adının dünyada duyulduğu andan itibaren şanlı bayrağımızı yeryüzünün pek çok noktasına taşıyarak üç kıtayı yurdu haline getirenler, kurdukları devletler ve imparatorluklarla tarihe yön verenler, kazandıkları zaferlerle çağı kapatıp çağ açanlar ve idealleri uğruna bedenlerini bu kutsal toprağa koyanlardır.

Bu güzel Anadolu'muzu atalarının her türlü oyununa rağmen Türk yurdu olmaktan çıkaramayan hain güçler, kendilerinin gücünün yetmeyeceğini anlayınca farklı yöntemlerle bölüp parçalamayı amaçlayan bir takım oyunlar içinde bulunmaktadırlar. Bu idealler peşinde koşanlar geçmişte olduğu gibi, bugün ve gelecekte de Türk milletinin sarsılmaz azim ve iradesi karşısında hüsrana uğrayacaktır."

Buradaki törenin ardından, bir süre sloganlar eşliğinde omuzlarda taşınan şehit Kömürcü'nün cenazesi, daha sonra cenaze arabasına konuldu. Bu sırada, şehit eşinin tabutunun yanına oturan Serap Kömürcü, "Vatan sağ olsun. İki evladım var. Onlar babalarının kanını yerde bırakmayacaklar" dedi.

Şehit Kömürcü'nün cenazesi konvoy eşliğinde getirildiği İslahiye şehitliğinde toprağa verildi. Bu sırada ağabeyi Mesut Kömürcü, havaya ateş etti. Daha sonra şehidin şiltinin verildiği sırada konuşan ağabeyi Emin Kömürcü, "Kardeşimizin emanetini büyük bir şerefle aldık. Biz, dimdik ayaktayız ve Türk milleti de ayakta. Eminim ki kardeşimizin kanı yerde kalmayacak, milletimizin başı sağ olsun" diye konuştu.

Şehit Mustafa Kömürcü'nün cenazesinin toprağa verildiği İslahiye ilçesinde ev ve iş yerlerinin bayraklarla süslendiği gözlendi. Büyük bir kalabalık topluluğun katıldığı cenaze töreninde terör örgütü PKK aleyhine sloganlar atıldı ve terör örgütü lanetlendi. Amcasının bayrağa sarılı tabutuna sarılan ve üzerinde asker kıyafeti bulunan Melisa Kömürcü ise açtığı Türk bayrağını sürekli omzunda taşıdı.

Şehit Mustafa Kömürcü'nün kayın pederi Mustafa Güner de gazetecilere yaptığı açıklamada, "Bu teröristlerle başa çıkamıyorlar. Bari bunların parlamentoya girmesine mani olsunlar" dedi.

*******************************************

Jandarma Komanda Er Kadir Yalçın’ın cenazesi Ankara’da toprağa verildi.

Siirt Şirvan’da yola döşenen mayının patlaması sonuçu şehit olan Jandarma Komanda Er Kadir Yalçın’ın cenazesi Ankara’da toprağa verildi. Kocatepe Camii'nde düzenlenen cenaze törenine şehit er Yalçın'ın ailesi, nişanlısı, Ankara Garnizonunda görev yapan askeri birlikler ve çok sayıda sivil vatandaş katıldı.

Göz yaşlarının ve teröre karşı topyekün serzenişlerin hakim olduğu cenaze törenine katılan hükümet yetkilileri yuhalanırken, askeri yetkililer alkışlandı.

Ellerinde Türk bayraklarıyla törene gelen bir grubun "bozkurt" işareti yaparak terörist saldırıları kınadığı ve "Kahrolsun PKK" şeklinde sloganlar attığı gözlendi. Tören alanına gelen şehit er Yalçın'ın nişanlısı sinir krizleri geçirirken, dedesi Hasan Yalçın PKK'ya lanet okuyarak, "Şehitlerin kanı yerde kalmasın" dedi.

Şehit Er Yalçın'ın ailesi ağıtlar yakarak çocuklarını son yolculuğuna uğurlarken tören alanına gelen Orgeneral Büyükanıt, alkışlarla karşılandı.

Hükümetin üç bakanla temsil edildiği cenaze töreninde, hükümet yetkililerinin tören alanına gelmesinin ardından vatandaşlar, "Can verip yatıyor, yan gelip yatmıyor", "Yatan kelle değil, Türk evladı", "Kelleri sayın" ve "Kahrolsun PKK" sloganları attı. Türk bayraklarını taşıyan gençlerin oluşturduğu grup da “Kahrolsun PKK” sloganı attı.

Şehit Er Yalçın'ın dedesi Hasan Yalçın, kendisine başsağılığı dileyen Orgeneral Büyükanıt'a ,"Torunumun kanı yerde kalmasın. Vatan bölünmez" dedi. Tekbir getirerek cenaze namazına başlayan kalabalık daha sonra dua etti.

Kılınan cenaze namazının ardından top arabasına konan şehit cenazesinin ardından Orgeneral Büyükanıt'ın gözyaşlarını tutamadığı gözlendi. Kalabalık arasından bir kişinin, "Yaşar paşa ne duruyorsun onların yanında", "Yaşar paşa, sen çok yaşa" diye slogan atmasının ardından Orgeneral Büyükanıt halkı selamlayarak tören alanını gözyaşları arasında terk etti.

21 yaşında hayata gözlerini yuman şehit er Yalçın'ın cenazesi Cebeci Şehitliğinde toprağa verildi

*******************************************

ŞEHİT JANDARMA KOMANDO İÇİN KADİRLİ'DE TÖREN

Şehit olan Jandarma Komando Er Tolga Kargıoğlu için Osmaniye'nin Kadirli ilçesinde cenaze töreni düzenlendi. Kadirli Devlet Hastanesi morgundan alınan Kargıoğlu'nun cenazesi, ambulansla törenin yapılacağı İlçe Jandarma Komutanlığına getirildi.

Şehit Kargıoğlu'nun tabutuna sarılan babası Cihangir ve annesi Zehra Kargıoğlu, gözyaşlarına boğuldu. Törene katılan çok sayıda vatandaş, açtıkları pankartlar ve sloganlarla terör örgütüne lanet yağdırdı.

İl Jandarma Komutanı Albay İlhan Ekemen, terör örgütü PKK'nın şehit kanında boğulacağını, şehit emaneti olan vatan ve bayrağa, en iyi şekilde sahip çıkacaklarını vurguladı.

Vatana göz diken tüm iç ve dış güçlere gerekli cevabın verileceğini ifade eden Albay Ekemen, “Türk askeri olarak dimdik vazife başındayız. Şehit anne ve babalarının gözleri arkada kalmasın, terör örgütüyle kanımızın son damlasına kadar mücadele edeceğiz” diye konuştu.

Osmaniye Müftüsü Zeki Sarılar'ın kıldırdığı cenaze namazının ardından şehit Kargıoğlu'nun cenazesi, toprağa verilmek üzere ilçeye bağlı Durmuşsofular köyüne götürüldü.

Yorum (yok) Yorum yaz!

PKK lının itirafları

PKK lının itirafları

Teslim olan, 'Andok-Amed' kod adlı PKK'lı, askeri birlikleri nasıl izlediklerini en ince ayrıntısına kadar anlattı. 19 yaşındaki PKK'lının itirafları hain tuzakları gözler önüne seriyor.
Diyarbakır'da teslim olan, 'Andok-Amed' kod adlı F.Ç,''Mayınlar otomobil iç lastiğine sarıldığı için dedektör tespit edemiyor. Ateşleyici şahıs hedefi bazen 1 hafta bile bekler'' dedi.

Operasyonların telsizden takip edilerek tedbir alındığını, gece geç saatlerde asker telsizinde disiplinsiz konuşmalar olduğunu belirten F.Ç. şunları anlattı, "Bir birliğe helikopter gelmesi operasyon başlayacağını gösterir. Eğer karakollarda gece ışık yanıyorsa termal kameralar görüntü alamaz. Işıklar sönerse termalin çalıştığını anlayarak hareket etmiyoruz. Askerlere ait köpekler özellikle eylem anında ağız ve burundan yayılan nefes kokusunu çok iyi aldığından ağız ve burun kapatılarak askeri mevzilere sızma yapılır''

PKK'nın 'Amed' olarak adlandırdığı Diyarbakır-Bingöl-Muş bölge sorumlusu Rubar kod adlı Seyfettin Işık'ın yakın koruması olan ve Mayıs ayında Diyarbakır'ın Lice İlçesi'de teslim olan 'Andok-Amed' kod adlı 19 yaşındaki F.Ç, kırsal alandaki eylem planları, mayınlı bölgeler ve geçiş güzergahları hakkında önemli bilgiler verince hakkında ceza tertibine yer olmadığına karar verilip serbest bırakıldı.
5'inci Ağır Ceza Mahkemesi'nde 10 yıl hapis cezası istemiyle hakim karşısına çıkan F.Ç, pişman olduğunu belirterek güvenlik güçlerine önemli itiraflarda bulundu. F.Ç. 5 yıl önce örgüte İran'dan katıldığını kaydederek şöyle dedi: "Hınere, Hakurk, Zap kamplarında kaldım. Üst düzey sorumlu olan Duran Kalkan'ın korumalığını yaptım. Sonra Lice kırsalına gönderilince Amed Eyaleti bölge komutanı Rubar kod Seyfettin Işık'ın korumalığını yaptım. Zayiatsız mayınlama eylemlerinin artırılması planlandı. Başarısız mayınlama eylemleri üst komutanlığa bildirilmez. Teknik açıdan kaynaklandığı düşünülüp cezalandırma olmaz. Mayınlamaya karşı F-16'lar alçak uçuşla değişik frekanslar ile telsiz sinyali gönderip uzaktan kumandalı mayınları patlatıyor ama etkili olmuyor. Aselsan-Kobra veya Motorola telsiz ile parazit mandallama yöntemiyle tuzakladığımız mayınları askerler tespit ediyordu. 'Şehit Remzi' kampı alanındaki operasyonda 18 ayrı noktada tuzaklanmış mayınlar bu yöntem ile erken patlatılınca, örgüt çift cihaz yöntemi geliştirdi. Bir patlayıcıya iki el telsizi bağlanıyor. Uygun mesafeden telsizin mandalına aynı anda basılarak patlatılıyor. Bu sistemin önüne geçilmesi mümkün değil. Dedektörle mayın arama başarısızdır. Yola döşenen mayınlar otomobil iç lastiğine sarıldığı için dedektör bunu tespit edemiyor. Mayınlamalar gece yapılır, ateşleyici şahıs hedefi bazen 1 hafta bile bekler.''

MAYINLI ALANLARI AÇIKLADI
Operasyonların telsizden takip edilerek tedbir alındığını, gece geç saatlerde asker telsizinde disiplinsiz konuşmalar olduğunu belirten F.Ç., "Büyük cihazların hangi karakola ait olduğunu belirlemek için dinleme yapıyoruz. Bir birliğe helikopter gelmesi operasyon başlayacağını gösterir. Sikorsky'ler yalnız ve keşif için uçar. Kobra'lar 2'li olarak grubun tespiti ve imhası için uçar. Eğer karakollarda gece ışık yanıyorsa termal kameralar görüntü alamaz. Alsa da görüntü kalitesi düşer. Işıklar sönerse termalin çalıştığını anlayarak hareket etmiyoruz. Askerlere ait köpekler özellikle eylem anında ağız ve burundan yayılan nefes kokusunu çok iyi aldığından ağız ve burun kapatılarak askeri mevzilere sızma yapılır. Askerlerin hareketlerini gece görüşlü cihazlarla izliyoruz. Halen Lice kırsalında Zengesor, Merşintepe, Kermiş boğazı, Keltepe, Tapantepe, Koztepe, Mahkeme tepesi mayınlıdır. Yaz aylarında sıcaklar basınca basma düzenekli mayınlar toplanır. Çünkü köylüler yaylalara çıktığı için risk taşıyor. Ancak uzaktan kumandalı olanlar operasyon riskine karşı sürekli bulundurulur ve her ay pilleri yenilenir. Helikopterlerin indiği noktalar da mayınlandı. PKK'ya cahilliğimden katıldım. Uğruna verdiğimiz mücadelenin hayal olduğunu görünce teslim olmaya karar verdim'' dedi.
Lice kırsalındaki 9 silahlı eyleme katılan PKK'lıların da tek tek kimliklerini açıklayan F.Ç. verdiği bilgiler ve silahlı hiçbir eyleme katılmadan teslim olması nedeniyle TCK'nın 221/2 maddesinde yer alan 'Etkin pişmanlık' hükümlerinden faydalandırılarak hakkında ceza tertibine yer olmadığına karar verildi.
 
 
Alıntıdır...

Yorum (1) Yorum yaz!

"Askerler vurulunca değil unutulunca ölürler."

SORAN OLURSA

Seni tek başına gören olursa
Dertliyim derman bulunmaz dersin
Gözünden akan yaşı gören olursa
Sevdiğim askerden gelmedi dersin

Başkasını seversin diyen olursa
Ondan başkasını sevemem dersin
Seni evlendirecekler diyen olursa
Ömrümde başkasına yar olmam dersin

Ne zaman gelecek diye soran olursa
Geldi kalbimde yaşıyor dersin
Onun aşkı yalan diyen olursa
Ettiğimiz yemin büyüktür dersin

"Askerler vurulunca değil unutulunca ölürler."                                                                             


www.SehitlerOlmez.com

‘Baba ben şehit oluyorum, hakkını helal et’

Şırnak Uludere’de teröristlerle çıkan çatışmada şehit düşen Jandarma Er Oğuz Parparoğlu’nun cenazesi dün İstanbul’da toprağa verilirken, şehit erin son sözleri yürek dağladı. Amcasının verdiği bilgilere göre, çatışma öncesi babasıyla cep telefonundan görüşen Parparoğlu, “Baba arkadaşlarımın hepsi şehit oldu. Ben de yaralıyım, ölüyorum. Hakkınızı helal edin. Anneme haber verme üzülür.” der. Şehit er daha sonra cep telefonunu elinden düşürür. Babası ise uzun süre telefondan çatışma seslerini dinler. Acılı aile sabaha kadar oğullarından gelecek ‘yaşıyor’ haberini umutla bekler. ‘Belki yaralıdır, konuşamamıştır.’ diyerek teselli bulur. Ancak, sabah saatlerinde gelen askeri erkan, er Oğuz Parparoğlu’nun şehadet haberini verir.

Şırnak’ın Uludere ilçesinde teröristlerle çıkan çatışmada şehit olan Jandarma Er Oğuz Parparoğlu dün Levent Camii’nde kılınan öğle namazının ardından Edirnekapı Mezarlığı’nda törenle toprağa verildi. Tören sırasında şehit erin yakınları gözlaşlarını tutamazken, kardeşi Filiz Parparoğlu’nun, ağabeyinin taputuna sarılarak uzun süre ağlaması herkesi duygulandırdı. Şehit yakınlarının gözyaşlarına boğulduğu törende dede İbrahim Parparoğlu da, “Oğlumuz vatana feda olsun.” derken yetkililere seslenerek; “Biz ağlıyoruz; başka anneler, babalar ağlamasın. Bu son olsun.” ifadelerini kullandı.

Bu arada Jandarma Er Oğuz Parparoğlu’nun çatışma öncesi aradığı babasıyla cep telefonuyla görüştüğü öğrenildi. Amca Halil Parparoğlu, şehit er ile babası arasında geçen konuşmayı Zaman’a şöyle anlattı: ‘Gece saat 10.00 sularında babasıyla annesi işyerinde çalışırken babasını cep telefonundan aramış. Babası telefona bakınca şaşırmış bu saatte Oğuz nasıl arıyor diye. Oğuz, ‘Baba arkadaşlarımın hepsi şehit oldu ben de yaralıyım ölüyorum. Hakkınızı helal edin. Anneme haber verme’ demiş.”Amca Parparoğlu, bu kısa konuşmanın ardından şehit erin telefonunun elinden düştüğünü söyledi. Baba Parparoğlu’nun uzun süre telefondan makineli tüfek ve çatışma seslerini dinlediğini anlatan amca Parparoğlu, “Bizim haberimiz olduktan sonra sabaha kadar ümitle bekledik. Belki yaralıdır konuşamamıştır diye düşündük. Ama sabah saatlerinde askerî erkan gelerek Oğuz’un şehadet haberini verdi.” dedi. Ailenin tek erkek çocuğu olan şehit er Oğuz Parparoğlu geçen ay 15 günlük izin kullanmış. Bir hafta önce tekrar birliğine dönen Parparoğlu, izin süresince babasının yerine çalışarak onu dinlendirmiş. Amca Parparoğlu, şöyle konuştu: “Oğuz varlıklı bir ailenin çocuğu değil. Babasının bir çorap atölyesi var. İzine geldiği zaman, ‘Baba sen çok yoruldun dinlen, ben çalışırım.’ diyerek 15 gün boyunca çalıştı, babası da dinlendi. İzin süresi dolunca da birliğine döndü. Kısa süre sonra da şehadet haberi geldi.” 12 ay önce askere giden şehit er Parparoğlu’nun terhisine 3 ay kalmıştı. 21 yaşındaki Parparoğlu’nun Elif ve Filiz adında iki kız kardeşi bulunuyor.

Şehit Parparoğlu için Levent Camii’nde düzenlenen cenaze törenine ailesi ve yakınlarının yanı sıra Harp Akademileri Komutanı Orgeneral Aydoğan Babaoğlu, 3. Kolordu Komutanı Korgeneral Ethem Erdağı, Deniz Eğitim ve Öğretim Komutanı Koramiral Emin Murat Bilgel, Kuzey Deniz Saha Komutanı Koramiral Eşref Uğur Yiğit ve askerî yetkililer katıldı. Cenazeye Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hilmi Özkök çelenk gönderdi.

 

Yorum (yok) Yorum yaz!

www.SehitlerOlmez.com

ŞEHİTLER İÇİN SİZDE BİR E-KART GÖNDERİN

Terör tüm insanlığı tehdit ediyor. Teröre birlikte dur diyelim
Terorism threatens the whole humanity. Let's stop it together.

 

 



Yukarıda gördüğünüz fotoğraf PKK / Kongra-Gel Terör örgütü tarafından şehit edilen Türk asker ve polisinin cenaze töreninde çekilmiştir.

The photo above was taken at the funeral of the Turkish soldiers and police officers killed by the terrorist attack of the PKK and Cong-Gel.

BAŞKAN BUSH’TAN SES GELDİ

Dünya medyasına ve dünya liderlerine şehit cenazelerinde çekilen fotoğrafları e-kart olarak göndermek için bir yıl önce kampanya başlatmıştık. Bir yıl içinde 542.177 adet e-kart gönderildi.

E-kartlarla ilgili ABD Başkanı G.W. Bush’tan cevap geldi. Sayın Bush adına gönderilen mailde Başkan Bush'un 'konuya duyarlı olduğu ve önemsediği' belirtiliyor.

Türk Halkının demokratik tepkisi yeterli olmadığı için ;

Son bir hafta içinde 10 evladımızı daha bu topraklar için şehit verdik. Eğer biz 542.177 e-kart değil de 5 Milyon E-kart göndermiş olsaydık dünya ayağa kalkardı.

Sizleri 5 Milyon E-kart kampanyasına katılmaya çağırıyoruz. Şehitlere , onların boynu bükük evlatlarına, gözü yaşlı annelerine ve eşlerine borcunuz olduğunu düşünüyorsanız;

Siz de 5 Milyon E-kart Kampanyasına katılarak dünya liderlerine ve dünya medyasına şehit e-kartlarından gönderin.

E-kart göndermek için
tıklayınız.

Başkan Bush'un e-kartlara cevaben gönderdiği mesajın orjinal metnine ulaşmak için
tıklayınız.

Yorum (1) Yorum yaz!